www.ontodergisi.com 12 JEAN BAUDRILLARD VE SİMÜLASYON KURAMI Umut Şah audrillard, eski bir Marksist olmakla be- raber, çalışmalarında aşama aşama yeni– Marksizme ve Marksizm eleştirisine, oradan da postyapısalcılık ve postmodernizme yönelmiştir. Çeşitli kaynaklarda postmodernist bir kuramcı olarak gösterilmekle birlikte (örn; West, 2008; Sarup, 2004), Baudrillard’ın kendisini postmodernist olarak tanımla- madığı da ifade edilmektedir (Baudrillard, 2010, s.11). Yine de Baudrillard’ın –özellikle de son dönem çalışmalarında– günümüz Batı toplumunun içinde bulunduğu yeni bir evreden (modernizm sonrası bir evre – simülasyon evresi) söz ettiği düşünüldüğünde, onu postmodernist bir kuramcı olarak ele almak pek de yanlış olmayacaktır. Baudrillard, ilk dönem çalışmalarında (Nesneler Dizgesi [1968], Tüketim Toplumu [1970], Üretimin Aynası [1975]), ‘tüketim’ olgusunu incelemiştir İstanbul Üniversitesi Sosyal Psikoloji Doktora öğrencisi; İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi (Sarup, 2004). Baudrillard’a göre, günümüz Batı toplumlarında, tüketim nesnelerinin bireylerin davra- nışlarının biçimlenmesi üzerinde etkileri vardır; nesneler tüketici bireyler tarafından tüketildiklerinde, kendi anlamlarını o bireylere taşırlar ve böylece birey- ler üzerinde doğrudan bir etkide bulunmuş olurlar. Böylece tüketim nesneleri (veya metalar) yalnızca bireysel ihtiyaçları karşılamak için değil, bireyleri mevcut toplumsal-ekonomik sistem içerisine dâhil etmek üzere işlev görürler. Bireylerin sistem içerisin- deki yerleri metalar aracılığıyla belirlenir. Buna göre, tarif edildiği üzere ‘tüketim toplumu’nda, daha önce çalışmayı ve üretmeyi öğrenmiş olan bireylere tüketim öğretilir ve bireyler her zaman tüketmek zorunda olduklarına inandırılırlar. Bu inanma, sistemin devam- lılığı için elzemdir; bu nedenle de ‘gereksinim’ kavramı anlamını yitirir ve bireyler artık yaşamsal gereksinimlerini karşılamak için tüketmezler, aksine tüketmek için yaşarlar ve çalışırlar (Önk, 2009). Nesnelere yüklenen anlamlar yoluyla (reklamlar aracılığıyla örneğin), bireyler, çeşitli toplumsal statülere ulaşmak veya ‘mutlu’ olabilmek adına sürekli olarak tüketmeye devam ederler. Bu toplum- sal düzenek, bireylerde, tükettikleri ölçüde mutlu ve konforlu bir yaşamları olacağı yanılgısını yaratır. Baudrillard’ın daha sonraki çalışmaları (Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm [1976], Simülakrlar ve Simülasyon [1982], İletişim Çılgınlığı [1985], Kitleler B