İnkam Hakkı Ekrem Özdemir “Kula bela gelmez Hakk yazmadıkça Hakk bela vermez kul azmadıkça Hakk kulundan inkamı kulu eliyle alır İlmi Ledün bilmeyenler, onu kul yap sanır. Cümle eşya Halık’ındır, kul eliyle işlenir Emr-i Bârî olmadıkça sanma bir çöp deprenir.” Hikmet kavramının yer almadığı bir bakış açısında, hayat birbirinden kopuk halleriyle anlaşılır. Oysa, bugün yaşadığımız bir acı, ileride yaşayacağımız bir sevincin hazırlığı olabilir. Ya da bugün yaşadığımız bir sevinç, kıymen bilmediğimiz takdirde, çekeceğimiz acıların bedeli olabilir. Bir bütün olarak bakıldığında insan, sonsuz bir kitap gibidir. Değil mi ki bir damla kanda bin endişe vardır 1 , değil mi ki ahsen-i takvîmden esfel-i safiline 2 giden milyonlarca seçenek bir kalbin mağarasında gizlidir, o halde hayan içinden görünen bir anı çekip buradan bir anlam çıkardığımızda yaşam aynası bulanıklaşacakr. Necede, “Aşkla şükür, şikâyetle beraberdir, huzurla rahat, sıkınlarla eş.” 3 “Tanrı’ya ulaşmanın yolu marifet ve hikmetle yoğrulmuş bir aşkr.” 4 Duygular birbirinin hem sebebi, hem de sonucudur. Hissiyamız bizi hem haklı hem de haksız bir konuma itebilir. Amellerin niyetlere göre oluşu, ilahi adaletle beşeri adalet arasındaki çizgiyi belirler. Şurası bir gerçek ki, insan, daima haklı olmak ister. Fakat bazen öyle bir an gelir ki, haklı olmak hiçbir şey ifade etmeyebilir. Haa haklı olmak acı bile verebilir. İyi ile kötünün, doğru ile yanlışın, hakk ile balın, sağlam ile çürüğün, dürüst ile sahtekârın bir arada bulunması ilâhî bir hikmer, bunun alnda “her şey zıddıyla kaimdir” prensibi yatar. “Dünyada mutlak kötü yoktur; kötü de, kötülük de görecelidir. Zamanda bir zehir ve şeker yoktur ki; birine ayak, diğerine ayak bağı olmasın, Birine ayakr, diğerine ayak bağı, birine zehirdir; öbürüne şeker, Yılanın zehri yılana hayat verir; fakat insana ölüm gerir, Deniz suda yaşayanlara bağdır; karada yaşayanlara ise ölümdür.” 5 O halde kendimizi kötü hisseğimizde neden bir günah keçisi ararız? Ve yaşadığımız acıların inkamını neden almak isteriz? Doğrusu hırslı ve sabırsız, 6 nankör 7 , zalim ve cahil olan insan 8 1 Sadi Şirazi: “İnsan bir damla kan ve bin endişeden ibarer.” 2 Tîn suresi, Ayet:4-5 “Biz insanı en güzel bir şekilde yarak. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.” A’raf Sûresi, Ayet: 179: “ Andolsun ki, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarak. Onların kalbleri vardır, fakat onunla gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, fakat onlarla görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler. Haa daha da aşağıdırlar. Bunlar da gafillerin ta kendileridir.” 3 Mevlâna, Divan-ı Kebîr, c. 1, b.: 10, s. 8. 4 Mevlana, Dîvân-ı Kebîr, Gölpınarlı Terc., a.g.e, I. Cilt, b.: 3286-88, s. 341. 5 Mevlâna, Mesnevî, c. 4, b.: 65-69 6 Mearic suresi, ayet: 19 “Doğrusu insan, pek hırslı ve sabırsız yaralmışr.” 7 İbrahim Suresi, Ayet: 34 “ Ve size istedikleriniz şeylerin hepsinden vermişr ve Eğer Allah'ın nîmeni sayacak olsanız sayıp biremezsiniz. Şüphe yok ki insan elbee çok zalîmdir, çok nankördür.” 8 Ahzab Suresi, Ayet: 72 “ Biz o emane göklere, yere ve dağlara arz ek, onlar, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O gerçekten çok zalim ve çok cahildir.”