EKİM 2017 109 1 9. yüzyılla birlikte ulus-devlet ve temsilî hükümet anlayışı, artık Batı eksenli dönmeye başlayan dünyanın bir nevî alâmet-i fârikası oldu. Dünya siyasetine yön veren krallıklar ve imparatorluklar da az yahut çok bu yeni akıma uymak zorunda hissediyorlardı kendilerini. Etnik ya da dinî bir prensiple bir araya gelmiş olmak yerine kelimenin tam anlamıyla heterojen bir yapıya sahip Osmanlı İmparatorluğu da var olan bu akıma elbette birden ve kökten ayak uyduramazdı. Hasbelkader geniş ve karmaşık imparatorluk coğrafyasını bir arada tutabilmek için gerek hânedan, gerekse entelektüel bürokrasi pek çok çareye tevessül etti. Osmanlı ulus temelli bir imparatorluk değildi. Haliyle revaçta olan bu yeni hareket, “düvel-i muazzama”nın da tahrikleriyle imparatorluğu özellikle Balkan coğrafyasında büyük sıkıntıya soktu. Devletin hâkim unsuru İslâm-Türk toplumuyla “komşuluk”tan başka hiçbir bağı olmayan pek çok ulus devlet baş kaldırdı ve kimi tamamen bünyeden koparken kimisi ancak pamuk ipliğiyle irtibatını devam ettirdi. Böyle muhataralı ve nazik bir çağın talihsiz sultanları ulus devlete prim vermese de modern ve yenilikçi birer “monark” olduklarını hem tebaasına hem de Batı’ya ispata mecburdu. Tanzimat, henüz hayal meyal hissedilen cılız ayrılıkçı çığlıkları bastırabilmek için atılan bir adımdı. Toplumun özellikle İslâm-Türk kesimini çok memnun etmese de devleti yaşatmakta kararlı hânedanın müracaata mecbur kaldığı bir ilaçtı Tanzimat. Bu hamleyle birlikte daha önce Batı’ya aralanan pencere ardına kadar açıldı; siyasetten sosyal Harun TUNCER M.S.G.S.Ü. Doktora Öğrencisi SULTAN II. ABDÜLHAMİD DÖNEMi SAAT KULELERİ İzmir Saat Kulesi