1 Türkçede Edatlaşmış Zarf Fiiller Prof. Dr. Mustafa Öner (Ege Üniversitesi) Türk söz diziminde anlam ögesi olarak yer alan isim ve fiil soylu sözlerin yanı sıra, işlev ögesi olarak söz dizimine katılan edatlar, gramerdeki kullanımları kadar kökenleri ve oluşumları bakımından da çok ilgi çekicidir. Edatların özellikle isim çekiminde hâl eklerine yakın bir karakterle rol aldığı, başlıca dil çalışmalarında hep belirtilmiştir (Deny 1941: § 872; Dmitriev 1937; Ergin 1983: § 632; Banguoğlu 1986: § 333 Korkmaz 2009: § 823; Karaağaç, 2009: 157-158). Varlıklar dünyasında bir var oluş biçimini, bir varlığı veya bir hareketi karşılamayan fakat gramerdeki isimlerle fiillerin bağlantılarını yansıtan edatların ya bir isimden ya bir fiil biçiminden dönüşerek meydana geldiği, Türkolojide epeyce erken dönemlerde belirlenmişti: Örneğin K. Grønbech daha 1936’da Eski Türkçedeki hemen hemen bütün edatların birer isme veya fiil şekline götürülebileceğini vurgulamış, Türkçenin bu ilk yazılı devresinde, fiil veya isim kökenli bir edatla bir zarfın sınırını çizmekteki zorluktan söz etmiştir (Grønbech 1995: 30). Dilde asli bir sözcük türü olarak bulunmayan ve anlamca edatlaşmaya uygun bazı isimlerin ve fiillerin anlam ve şekilce kalıplaşması sonucunda, gramerde köken olarak melez bir tür oluşturan edatlara dönüşmesi tarihî gramer incelemeleri için çok ilginç bir olgudur. Araştırma alanımızda edatları topluca ele alan ilk kapsamlı çalışma, sanırım Ahmet Temir’in “Die Konjunktionen und Satzeinleitungen im Alt-Türkischen” başlıklı iki bölümde yayımlanan kapsamlı makalesidir. A. Temir, Göktürkçe ve Uygurca edat ve bağlaçları önce metinlerde örnekleriyle tespit etmiş, ardından da bütün tarihî ve çağdaş lehçelerdeki biçimleriyle etimolojilerini vermiştir (bk. Temir 1956a; Temir 1956b). Sovyet Türkolojisinde de Türk yazı dillerinin her birindeki edatlar üzerine tek tek tezler, monografiler yazılmıştır ama Türk yazı dillerinin tamamını kapsayan çalışmalar fazla değildir (Buna dair araştırma tarihçesi için bk. Zeynalov 1971: 7-38; Li 2004: 28-30): Azerbaycanlı bilgin F. Zeynalov “Slujebnıe çastı reçi v sovremennıh tyurkskih yazıkah (Bakü 1966) başlıklı doktora tezinden sonra “Müasir türk dillerinde kömekçi nitg hisseleri (Bakü 1971, 312 s.) başlıklı bu alandaki öncü çalışmasını yayımlamıştır. Türkiye Türkolojisinde de N. Hacıeminoğlu “Türk Dilinde Edatlar” başlıklı doçentlik tezinde (İstanbul 1971, 336 s.) eski ve çağdaş lehçelerden taranan zengin malzeme ile tespit ettiği edatların köken ve işlevlerini vermiş ve bunların büyük kısmının isim veya fiil grubundaki kelimelerin edat durumunda kullanılması neticesinde meydana geldiğini vurgulamıştır (bk. Hacıeminoğlu 1984:VIII). Koreli Türkolog Yong-Song Li de “Türk