MURAT BEY, CODEX HANİVALDANUS VE KAYNAKLARI ÜZERİNE (SÜLEYMAN PAŞA İLE İLGİLİ KAYITLARI ÖZELİNDE) Altay Tayfun ÖZCAN * Batı’nın Doğu’ya duyduğu merak, edebî olarak, Prokonnesoslu Aristeas’a kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Ancak bu geçmiş içerisinde bazı kimseler, diğerlerinden çok daha şanslı bir ortama sahip olmuşlardı. Nitekim Ksenophon’un Anabasis’i doğuya düzenlenen bir sefer hatırası olarak ortaya çıkmışken Ktezias ve Hermippe gibi daha başkalarının eserleri ise doğu dillerinin öğrenilebileceği bir ortamın ürünüdürler 1 . Bu kimselere ve çalışmalarının varlığına karşın, batı dünyası için doğu, XIII. yüzyılın ortalarına kadar “karanlık” bir bölge olarak kalmaya devam etti. Bu zamana kadar Avrupalıların doğu bölgeleri ve buradaki halklara ilişkin tasavvurunun büyük oranda dinî metinlere bağlı bir görünüm alması bunun ciddi bir delilidir. Ancak gerek İslama karşı Moğollarla ittifak kurma tasarı ve çalışmaları, gerekse Moğolların hâkimiyet altında tuttukları bölgelerin tamamında Katolik misyonerlerin faaliyetlerine ve tüccarların etkinliklerine serbestlik tanımaları, Avrupa’nın önüne Suriye’den Çin’e kadar uzanan yeni bir dünya açıyordu. Coğrafya ve halkla ilgili eski bilinenlerin değiştiği bu ortam içerisinde Avrupalı din adamları ve tüccarlar, çeşitli dilleri öğrenebilecek bir imkân da yakalıyorlardı. XIII. yüzyılın sonunda Bağdat’ta bir Katolik kilise kuran Monte Crucisli Riccoldo bu yeni dönemin sembol bir ismidir. Kur’an-ı Kerim’i Latinceye tercüme edebilecek derecede Arapçayı bilen bu din adamı bölgenin tarihi, kültürü ve sosyal hayatı gibi konulara da vakıftı 2 . Bu kimselerin, kendilerini şanslı saydıklarına şüphe yoktur. XIV. yüzyılda Altın Orda Hanlığı hakimiyetindeki topraklarda dinî bir misyon icabı bulunan Vittorialı Pascal’ın “Tanrının inayeti ile Kuman dilini” yani Türkçe’yi öğrenmesinden ötürü övünmesi 3 bu açıdan dikkat çekicidir. Artık bu kimseler, bir önceki kuşaktan çok farklı bir noktada bulunmakla kalmıyor, arkalarında sonraki kuşağa rehberlik edecek bir miras da bırakıyorlardı. Doğuda hâkimiyetin Moğollardan Türklere geçtiği XIV. yüzyılın ortalarından itibaren doğuya duyulan merakın hedefi bu sefer Osmanlılar oldu. Jean de Helly gibi bazı kimselerin daha I. Murat zamanında Osmanlıların hizmetine girerek çeşitli * Doç.Dr., Dumlupınar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü. 1 Eskiçağdaki çalışmalarda doğuya ilişkin merak ile ilgili olarak bkz. V.V. Barthold, Asyanın Keşfi: Rusyada ve Avrupada Şarkiyatçılığın Tarihi, çev. K. Bayraktar ve A. Meral, Yöneliş Yay., İstanbul, 2000, s. 99-121. 2 Peregrinatores Medii Aevi Quatutor, ed. J.C.M. Laurent, Leipzig, 1864, s. 105-141. 3 L. Moshemii, Historia Tartarorum Ecclesiastica, Helmstadi 1791, s.194. Ayrıca bkz. A.T. Özcan, “Moğol Tarihine İlişkin Latince Kaynaklarda Uygurlar”, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S.34/ 2013, s. 152.