kebikeç / 44 • 2017 225 Dünden Bugüne Sıla ile Gurbet Arasında Alevi Coğrafyası Üzerine Besim Can ZIRH * I. Giriş: Yöntemsel Milliyetçiliğin Ötesinde Bir Coğrafya Tahayyülü Yeryüzünü betimleme bilimi olarak anılan coğrafya (tarif-i arz ilmi/geographia) tarihin erken dönemlerinden bu yana insanoğlunun merak duyduğu çalışma alanlarından biri olageldi. Başlarda bir arada ve ilkinin ikincisini belirlediği düşü- nülen fiziki ve beşeri coğrafya zamanla iki ayrı alan olarak gelişti. Diğer yandan, coğrafyanın dünyayı görme biçimi olarak haritaların oldukça siyasal temsiller olduğunu da belirtmek gerekiyor. Bu açıdan toplum ve kültürleri inceleyen beşe- ri coğrafi çalışmalara baktığımızda söyleyecek çok söz var. Özellikle, ulus- devletlerin ortaya çıkması ve uluslararası siyasetin bu yeni mekânsal birim üze- rinden yeniden tanzim edilmesiyle ortaya çıkan tablo bu açıdan dikkate değer. Bu yeni dünya düzeninde ulus-devlet olarak andığımız siyasal ve yönetsel birim; insan topluluklarını, onların beşeri ruhları olarak anabileceğimiz kültürlerini ve belirli bir yeryüzü alanını sıkı bir biçimde birbirine tutturan bir ve tek kavram olarak kabul görür oldu. Agnew (1994) ulus kavramı ve buna dayalı coğrafya kurgusunu siyasal ve toplumsal tartışmaları bulandıran bir tür kapan (territorial trap) olarak tahlil ediyor. Şöyle ki ulus-devlet tek geçer çözümleme birimi olarak alındığında coğrafya, harici ve dâhili olarak birbirini keskince dışlayan karşıt ulus-alanlar üzerinden tasnif ediliyor ve olgular bu iki alandan sadece birine ait olarak görülüyor. Martins (1974) ve Smith (1979) toplumsal bilimlerin kafasını bulandıran bu görme bozukluğunu “yöntemsel milliyetçilik” olarak anmıştı. 1960’lar sonrası ortaya çıkan çevre felaketleri, göç, yeni toplumsal hareketler ve * ODTÜ Sosyoloji Bölümü / besimcan@gmail.com https://metu.academia.edu/BesimCanZIRH