Turkish Studies International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 12/30, p. 693-695 DOI Number: http://dx.doi.org/10.7827/TurkishStudies.12721 ISSN: 1308-2140, ANKARA-TURKEY This article was checked by iThenticate. 1 TURAN, LOKMAN. ANLATI DENİZİNDEN LİRİZM ADALARINA YOLCULUK - MESNEVİYİ GAZELLE OKUMAK (HÜSREV Ü ŞİRİN, YUSUF U ZÜLEYHA, LEYLA VÜ MECNUN MESNEVİLERİ BAĞLAMINDA). İSTANBUL: KESİT YAYINLARI. MAYIS 2017. ISBN: 978-605-9408-33-2. Fatma Sabiha KUTLAR OĞUZ* Klasik İran edebiyatında mesnevi içinde “gazel” söyleme geleneğinin ilk temsilcisi XI. yüzyıl şairlerinden Ayyûkî’dir. Onun, Varka ve Gülşâh’ına on adet gazel yerleştirmesiyle başlayan gelenek Anadolu sahasında yetişen klasik Türk edebiyatı şairlerinin bir kısmınca da izlenmiştir. Bu niteliği taşıyan Türkçe ilk mesnevi XIII/XIV. yüzyıl şairlerinden Ahmed Fakîh’in Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-şerîfe’sidir. Sonraki yüzyıllarda kaleme alınmış Türkçe mesnevilerin bir kısmının da aynı özelliği taşıdığı görülmektedir. Konuya bir makale ile dikkati çeken ilk isim Hüseyin Ayan (1974), son çalışmayı kaleme alansa Lokman Turan (2017)’dır. Turan, 2017 yılında yayımladığı kitabında klasik Türk edebiyatı alanında yetişmiş şairlerden Şeyhî’nin Husrev ü Şîrîn’i, Hamdullah Hamdî’nin Yûsuf u Züleyhâ’sı ve Fuzûlî’nin Leylâ vü Mecnûn’u bağlamında “mesnevilerde gazele yer verme” özelliğini ayrıntılı bir biçimde incelemiştir. Turan’a göre “Mesneviyle arkasına hikâye alan gazel, onun her beytinden mesneviyle ve diğer gazellerle ilişkilendirilen farklı bir işleve bürünür. Burada gazel, artık hikâyesi olan bir şiirdir.” Dolayısıyla okur yani biz “Böylece kimi zaman birbirini tamamlayan kimi zaman da kısmi sapmalarla hikâyeyi yorumlayan ve birbirini çevreleyen farklı hikâyelerle karşı karşıya kalırız.” (s.9) Çalışmasında mesneviyi gazelle okuma denemesi yaptığını belirten yazar, bunu yapmanın “gazelin hiçbir unsurunu dışarıda bırakmamak” anlamında olduğunu belirtir. Böyle bir inceleme kaleme almaktaki amacını ise büyük ölçüde İran edebiyatından etkilenen ve en çok da Nizâmî’yi örnek alan Türk mesnevicilerinin hangi noktalarda onu ve diğer İranlı şairleri geçtiklerini, mütercimlik ve mukallitlik seviyesinden müellif seviyesine çıkabilmek için hangi teknikleri kullandıklarını, tamamlamaları gereken eksiklerin neler olduğunu ortaya koymak suretiyle açıklar (s.19). Araştırmacı, yukarıdaki amaç doğrultusunda yazdığı kitabında gazelleri yorumlayabilmek için kendisine bir hareket noktası, bir bakış açısı arar. Belirttiğine göre kendisine bunu sunacak rehber Şeyhî olmuştur. Şeyhî Hüsrev ü Şîrîn’inde; Çü hatm oldı gazel sebʿa’l-mesânî Kılur bu mesneviyle sahf-hânî beytiyle tam da aradığı teklifi yapmıştır. Beyite Kur’an-ı Kerîm’den iktibas edilen “sebʿa’l-mesânî” kavramının anlamları, yazarın mesnevi ile gazel arasındaki ilişkinin niteliğini tespitinde ve * Prof. Dr. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, El-mek fkutlar@hacettepe.edu.tr