2030 SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFLERİ: KÜRESEL VERİMLİLİK HAREKETİNE DOĞRU 1 “21. Yüzyılın başlangıcında verimlilik düşüncesi politik hayatta daha büyük bir öneme sahip olacak ve geleceğin başarılı politikacıları ve liderleri ülkelerinin verimlilik hareketine katkıda bulunan insanlar arasından çıkacaktır”. VII. Dünya Verimlilik Kongresi sonuç bildirgesinden. 19-22 Kasım 1990 Kuala Lumpur, Malezya Nurettin PEŞKİRCİOĞLU/ Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Verimlilik Genel Müdürlüğü) Giriş Ekosistemin bir parçası olarak insan, diğer tüm canlılar gibi dış çevreye bağımlıdır ve onun yasalarına boyun eğmek zorundadır. Ancak insan, diğer canlılardan farklı olarak yarattığı ve geliştirdiği kültür ve bilgi ile doğanın sınırlamaları karşısında mücadeleci bir konuma geçerek ona şekil verebilmiş, doğal güç kaynaklarını kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirerek ve biçimlendirerek kullanabilmiştir. İnsanın ilk teknolojik davranışının, kullandığı taş ve sopaların işlevselliğini artırmak için uçlarını ve kenarlarını sivriltmek ve keskinleştirmek olduğunu söylemek herhalde yanlış olmaz. Böylece, toprağı eşelerken daha derinlerdeki bitki yumrularına ulaşabilmeyi; daha çok avlanmayı ve avlanan hayvanların parçalanmasını kolaylaştırmayı amaç edinmiş olabilir. Bir başka ifade ile verimli davranış biçimleri geliştirerek daha üretken olmuşlar, bunu da akıl yolu ile elde ettikleri bilgiyi kullanarak gerçekleştirmişlerdir. İnsanın ihtiyaçlarını karşılama çabası, insan-doğa-bilgi üçlemesi içinde daha üretken ve daha verimli olabilme dürtüsü ile geçmişten günümüze toplumların yaşadığı tüm gelişme evrelerinin ana motifi olmuştur. İnsanın fiziksel yaşam koşullarının korunması ve iyileştirilmesine odaklanan dünya görüşü, yaşamı ekonomikleştirirken toplumsal sorunları ve bireyi de ekonomikleştirmiştir. İnsanın çevre koşullarını kendi gereksinimlerine uydurabilme becerisi sayesinde, bugün dünyamız, gitgide insan yaşamını tehdit eden bir yönelişin içine girmiş bulunmaktadır. Verimliliği karlılığın ve satış rakamlarının artırılmasının bir aracı olarak gören sistemler, sadece yeryüzünün ekosisteminin değil, insanın da her yönüyle sömürülmesine zemin hazırlamıştır. Bu nedenle insanlığın geleceği yalnızca doğanın korunmasına değil, bireyin ve toplumun da yaşamının korunmasına, geleceğe yönelik stratejilerin insanı ve doğayı bir arada gözetmesine bağlıdır.[1] Verimlilik ve Sürdürülebilir Kalkınma Günümüzde dünya ekonomisinin yaşanan çevresel, sosyal ve ekonomik krizler pahasına ayakta kaldığı ve büyüdüğü genel olarak kabul edilen bir görüş haline gelmiştir. Büyümenin, yani sağlanan reel üretim artışının kalkınmaya yansıyabilmesi büyümenin nasıl sağlandığı ile doğrudan ilgili olup bu aynı zamanda yaşanan çevresel, sosyal ve ekonomik krizlerin de kaynağını oluşturmaktadır. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde büyümeyi sağlayan kaynaklar arasında verimlilik artışlarının payının oldukça az olması, doğaya ve insana geri kazanımı mümkün olmayan zararlar vermeye başlamıştır. Kalkınma, ancak verimliliğe dayalı büyüme ile güçlendirilmiş insan merkezli toplumlarda, verimlilik artışından doğan 1 Bu makale KalkıŶŵada ANAHTAR Veriŵlilik DergisiŶiŶ Kasıŵ ϮϬϭ6 sayısıŶda yayıŵlaŶŵıştır.