Henri Lefebvre ve Kapitalizmin Rimanalizi Kansu Yıldırım Marx ve Engels’in “Ürünleri için durmadan genişleyen bir pazara gerek duyması burjuvaziyi yeryüzünün dört bir bucağına salar. Her yerde yuvalanmak, her yere yerleşmek, her yerle bağlanlar kurmak zorundadır burjuvazi.” 1 tespindeki “durmadan” ve “yeryüzü” ifadeleri sermayenin mekân ve zaman ikiliğinin ritmine işaret eder. Burjuvazi dünya pazarını sömürerek, bütün ülkelerdeki üreme ve tükeme kozmopolit bir nitelik kazandırarak, kendi suretlerini oluşturarak sınıf egemenliğini kurar. Mekân, hammadde kaynaklarından emek gücü potansiyeline, pazar koşullarını düzenleyen devlet ölçeğinden uluslararası caret alanlarına dek çeşitli öğeleri içermesi nedeniyle sermayenin ilgisine mazhardır. Belirleyici olduğu kadar da belirlenime tabidir. Burada Fredric Jameson’ın Kartezyen mekân ile parçalanmış mekân arasında yapğı ayrıma sadık kalarak, söz konusu olgunun kapitalizmin seyrine göre yeniden form kazandığını söyleyebiliriz. Kolonyal dönemin zor eşliğindeki birikim koşullarına göre biçimlenen mekânsal yapı, post- Fordist üremle birlikte finans-kapitalin hükümranlığına göre dizayn edilen parçalanmış mekâna dönüşmektedir. Mekânın mutlak ve kadim tek bir formu yoktur; Kartezyen veya parçalanmış mekânın dışında, karşıtlıklara ve tezatlıklara göre izotopyalar (benzer mekanlar), heterotopyalar (birbirinin dışına almış mekanlar) ve ütopyalar (sembollerin, hayal gücünün, idealliklerin işgalindeki mekanlar) bulunmaktadır. 2 Çeşitliliğin bu denli olmasındaki en önemli neden, sınıfsal varoluş savaşımıdır. Kapitalizm mekânlara yayılarak hem ekonomik hem de teknolojik egemenliğini tesis ederken pek çok keşif yapar ve işleyişini metodik hale gerir. Keşifler, bir noktadan sonra, ideolojik, siyasi ve kültürel üstünlüğün de tohumlarını atar. Marx’ın belirği gibi, sermaye bir “ilişki” olmasından ötürü, bir mekânda nüfuz alanı bulabiliyorsa, orada polik ve kültürel temsillerini de yarar. Temsillerini somutlaşrmak içinse mekânsallaşmaya yönelir, semboller ve kurumlar yoluyla ikdarın ritmini yakalayabilir. Yine de bir gerilim noktası bulunur ve bu kolay açıklanabilecek türden değildir. Mekân üzerindeki teorik veya prak çok sayıdaki operasyonun kaynağında ne bulunmaktadır? Bu soruya verilebilecek temel yanıt, Marx’ın görüşlerinden hareketle, sermayenin asla elle tutamayacağı ve mülk edinemeyeceği bir meumu aşma, atlatma çabasıdır: Zaman. Zaman, özel mülkiyen bir parçası haline gerilemediğinden müdahalelerle kontrol alna alınmaya çalışılır. Uluslararası cari sevkiyan periyodunun arrılması veya bir fabrikada bir günde daha çok ürün ürelmesi, eşzamanlı olarak ark değer sömürüsünün yoğunlaşrılması gibi sermaye birikimin temel aksında zaman üzerinden bitmeyen bir mücadele bulunmaktadır. Bu noktada, mekân dolayımıyla zaman aşılmaya ve kapitalizmin ritmini hızlandırmak için normlar yoluyla zaman dizginlenmeye çalışılmaktadır. 1 Karl Marx ve Friedrich Engels, Komünist Manifesto, çev. Nail Satlıgan, Tektaş Ağaoğlu, vd., İstanbul: Yordam Kitap, 2008, s. 25 2 Henri Lefebvre, Mekanın Üremi, çev. Işık Ergüden, İstanbul: Sel Yayınları, 2016.