Ş iirde musikiye ve kapalılığa önem vermesi dolayısıyla sembolizmin, dış dünyayı kendi ruh yapısına göre algı- layıp yansıtması ile de empresyonizmin Türk edebiyatındaki temsilcilerinden olan Ahmet Hâşim (1884-1933), pek çok sosyal ve siyasî çalkantının yaşandığı Meşrutiyet devrinin önemli şairlerinden biridir. Bu ortam içinde Hâşim, bireysel duygulara, kendi sanatına yö- nelmiş ve hayalin, akşamın, gecenin, tabiatın, renklerin şairi olarak anılmıştır. Doğadaki görüntüleri ruh âlemi, hayal dünyası ile bir- leştiren şair, bu sayede özgün imajlar yakala- mıştır. Hâşim, doğadan aldığı nesneleri, hayal gücünün süzgecinden geçirerek kelimelere dö- ker, dışa vurur. Böylece şairde doğa, öznel ve imgesel bir nitelik kazanır, soyutlaşır. Onun doğayı bu şekilde ele alışının izlerine Göl Sa- atleri (1921) isimli kitabında sıkça rastlanır. Göl Saatleri ’nde şairin günün belirli saatleri ve kuşlar hakkındaki tasvirleri yer alır. Bu şiirler- de Hâşim’in hayale en çok yaklaştığı vakit olan gün batımında kızıllığın hâkim olduğu zaman dilimi, siyahın yanında kızıl ve sarı renkler de Ahmet Haşim'in davetkâr kuşu: Leylek GİZEM ECE GÖNÜL Günün belirli saatleri üzerinden tabiata yönelen ve görülen anı hemen yakalayıp bir ressam gibi çizen Hâşim, tabiattaki her unsura gerek şiirlerinde gerek düzyazılarında izlenimci bir tavırla yer verir. 20 haziran-temmuz-ağustos 2016