Turkish Studies Volume 13/5, Winter 2018, p. 293-306 DOI Number: http://dx.doi.org/10.7827/TurkishStudies.12967 ISSN: 1308-2140, ANKARA-TURKEY Research Article / Araştırma Makalesi Article Info/Makale Bilgisi Received/Geliş: Ocak 2018 Accepted/Kabul: Mart 2018 Referees/Hakemler: Yrd. Doç. Dr. Murat CANKARA – Dr. Engin KILIÇ This article was checked by iThenticate. KADININ İFFETLİ GEÇİM SORUNSALI: FATMA ALİYE’NİN UDÎ’SİNDE HAYATI, TOPLUMU VE CİNSELLİĞİ YAZMAK Erol KÖROĞLU * ÖZET Nancy Armstrong, romanın tarihinin cinselliğin tarihinden ayrı anlaşılamayacağını söyler ve domestik romanın, temsil ettiği yaşam biçiminden kesinlikle önce geldiğini öne sürer. Yani bu romanlarda anlatılan ya da yaratılan yaşam biçimi, bu romanları okuyanlarca gerçek hayatta yeniden üretilmiştir. Bu doğrultuda roman; hayat, toplum ve cinsellik alanlarını yeniden düzenler, bu düzeni en baştan ve her örnekte yeniden yazar ve yazarak oluşturur ya da kurar. 19. yüzyıl sonunda yazılan Türkçe romanlar bu iddiayı tartışmak için verimli örnekler sunarlar. Özellikle Ahmet Mithat ve manevi kızı Fatma Aliye’nin dostlukları da, edebi üretimleri de cinselliği yeniden yazmaya yönelik tavırlarıyla belirginleşir. Her iki romancı da kadın cinselliğine “pasifçe savunulan iffet” kavramı üzerinden yaklaşmakla birlikte, cinselliği bu kavram etrafında örüşleri farklı ve birbirleriyle çelişir/çekişir niteliktedir. Bu çalışma, Fatma Aliye’nin iffet sorunsalına yaklaşımını Udî romanı üzerinden tartışıp yorumlamayı hedeflemektedir. Udî her ne kadar düzenle uyumlu bir kapanışa sahipse de, kadınların yaşadıkları sorunların erkek egemen düzenden kaynaklandığını gösteren pek çok unsuru da içerir. Romanın kapanışı hem dişil iffetin vazgeçilmezliğine hem de kadının erkeğe dayanmadan geçinebilmesi için eğitimin önemine vurgu yapar. Ancak o dönemde kadınlara dönük eğitim fırsatları son derece sınırlı olduğu için, kadının eğitimiyle ilgili vurgu semptomatiktir. Kadının eğitimi sınıfsal bir meseleydi ve sadece üst sınıfa dahil kadınlar için eğitim mümkündü. Fatma Aliye’nin Udî’sinin düzenle uyumlu kapanışı bu olguyu yok sayar ama olayörgüsünün semptomatik gelişimi üzerinden Osmanlı kadınlarının ataerkil sömürüsünü görünür kılar. Sonuçta Fatma Aliye belki bir feminist aktivist, bir kadın hakları eylemcisi değildir ama Udî’de de görüldüğü üzere, kadın hakları mücadelesinde “kendine ait bir oda”ya sahip olduğu ortadadır. Anahtar Kelimeler: Tanzimat romanı, cinsellik, iffet, Ahmet Mithat, Fatma Aliye, Udî, aile, bastırılanın geri dönüşü. * Yrd. Doç. Dr., Boğaziçi Üniversitesi. El-mek: erol.koroglu@boun.edu.tr