HECE 478 ÖZLEM BAŞBOĞA 1 TOPLUMCU GERÇEKÇİLİĞİN KIYISINDA BİR YAZAR: ORHAN KEMAL Giriş Türk edebiyatının önemli isimlerinden Orhan Kemal çok sayıda hikâye, roman ve senaryo kaleme almış bir yazardır. Edebiyat dünyasına şiirle girmiş olmasına karşın bir süre sonra Nazım Hikmet’in de etkisiyle hikâye ve roman yazmaya başlamış ve ömrünün sonuna kadar nesir alanında yazmaya devam etmiştir. Orhan Kemal hakkında yapılan pek çok çalışmada yazar için “toplumcu gerçekçi” değerlendirmesi yapılmaktadır. (Özyalçıner, 1998: 198-199; Kacıroğlu, 2011: 308,309,321,322; Tosun, 2013: 98; Kabaklı, 1969: 703-704; Solak, 2009) Bu yazıda Orhan Kemal’in hikâyeci olarak toplumcu gerçekçi olarak anılmasının bir ön kabul olduğu konusu ele alınmıştır. 2 Konunun açıklık kazanması için eleştirel gerçekçilik ve toplumcu gerçekçilik hakkında kısaca bilgi verildikten sonra hikâyelerden örneklerle konu somutlaştırılmaya çalışılacaktır. Eleştirel Gerçekçilik Gerçekçiliğin alt dallarından biri olarak kabul edilen eleştirel gerçekçilik genellikle toplumcu gerçeklikle olan benzerlikleri ve farklılıkları bağlamında ele alınmıştır. Bunun sebebi bu iki gerçekliğin birbirine çok benzer özellikler taşı- ması ve çoğu zaman iç içe geçmesidir. Bu iç içe geçişin sebebi eleştirel gerçek- çilikten sonra ortaya çıkmış olan toplumcu gerçekçiliğin eleştirel gerçeklikten izler taşımasıdır. “Toplumcu gerçekçilik, eleştirel gerçekçiliğin ana çizgilerini “kaldırmış” değildir; onları korumuştur ve daha da geliştirmiştir.” (Pospelov, 2005: 209) Eleştirel gerçekçiliğin romantizmin toprağında doğduğunu dile getiren Emin Özdemir’e göre eleştirel gerçekçiler romantiklerin aksine toplumdaki çelişkileri bir bütün halinde görerek çevrelerine eleştirel bir gözle bakmayı başarmışladır. Eleştirel gerçekçiler aynı zamanda bu sorunların nedenlerine de eğilmişlerdir. (Özdemir, 1981: 107-109) Georg Lukács, Çağdaş Gerçekçiliğin Anlamı isimli eserinde eleştirel gerçekçiliğin sadece toplumculuğu benimsedi- ğini, buna karşın toplumcu gerçekçiliğin toplumu kurma mücadelesi verdiğini dile getirir. (Lukács, 2013: 104-107) Boris Suçkov, Thomas Mann’ın eleştirel gerçekçiliğin doruğunu temsil etti-