Alfabeler Arası İmla Geçişleri ve Yeni Türk İmlası Ahmet Karadoğan * Alfabe terimi kısaca “bir dilin yazı- mında kullanılan harfler topluluğu” olarak tanımlanabilir. İmla ise alfabenin pratikteki kullanımıdır. Hangi durumda hangi harfin kullanılacağı, seslerle harfler arasındaki eşde- ğerliğin nasıl olacağı, ünlülerin hangi durum- larda gösterileceği, harflerin bitişik mi ayrı mı yazılacağı gibi meseleler “imla”nın alanına girer. İmla, alfabenin pratikte kullanımı ol- duğuna göre imlayı alfabeden bağımsız olarak düşünmek mümkün değildir. Aynı şekilde her alfabenin de bir imla sistemine sahip olması gerekir. Aynı alfabe farklı diller için kullanıldığında birbirinden farklı imla sis- temleri ortaya çıkabilir. Günümüzde onlarca farklı dilin yazımı için Latin temelli alfabeler kullanılmaktadır. Aynı durumu Arap alfabe- sinde de görebiliriz. Arap alfabesiyle Arap- çanın yazımında farklı imla, Türkçenin yazı - mında farklı imla kullanılmıştır. Her ne kadar alfabe ve imla ayrılmaz ikili gibi görünse de aslında birbirlerinden bağımsız tavır geliştire- bilirler. Mesela, bazı imla özellikleri bir alfa- beden başka bir alfabeye geçebilir veya aynı alfabede farklı imlalar kullanılabilir. Bilindiği gibi 11. yüzyıldan itibaren Türkçenin yazımında Arap alfabesi kulla- nılmaya başlamıştır. Arap alfabesinin kulla- nımında başlangıç dönemlerinde Türklerin hâlihazırda kullanmakta oldukları Uygur ya- zısının imlası ve İslamiyet dolayısıyla bildik- leri Arap imlası etkisini göstermiştir. Mesela, eklerin ayrı yazılması Uygur imlasının etkisiy- ledir. Kimi durumlarda Türkçe kökenli keli- melerde tenvin kullanımı da Arap imlasının etkisidir. 1 Alfabeler arasındaki imla geçişlerine bakıldığında, aynı alfabenin farklı diller için uyarlanmış biçimleri arasında veya farklı al- fabeler arasında imla geçişlerinin olabildiği görülür. Aynı alfabenin farklı diller için uyarlan- mış biçimlerinde imla bakımından çeşitli du- rumlar olabilir. Bir alfabe, bir dilin yazımı için başka bir dilden alınıp uyarlanırken bazen imlasıyla birlikte alınır. Dolayısıyla burada bir imla geçişinden bahsetmek doğru olmaz; çünkü zaten alfabe ve imla birlikte alınmıştır. Mesela, Farsçanın yazımı için Arap alfabe- sinin kullanımına bakılırsa alfabeyle birlikte Arap imlasının da büyük ölçüde kopyalandığı söylenebilir. Aynı şekilde 1940’lı yıllarda bazı Türk lehçelerinin yazımı için uyarlanan Kiril temelli alfabelerle birlikte büyük ölçüde Rus imlası da kopyalanmıştır. Aynı alfabenin farklı diller için uyar- lanmış biçimlerinde bazen alfabe alınır fakat imla birebir kopyalanmaz. Mesela, Arap al- fabesinin Türkçe için uyarlanması sürecinde Arap imlasından etkilenmeler olmuş fakat süreç sonunda Türklere özgü bir imla ortaya çıkmıştır. Hatta Arap alfabesinin Doğu Türk- çesindeki kullanımı ile Batı Türkçesindeki kullanımında da imlada bazı farklar ortaya çıkmıştır. Benzer şekilde 1928 yılında Türkiye Türkçesinin yazımı için Latin alfabesinden (*) Prof. Dr., Kırıkkale оniversitesi, Fen-Edebiyat Fak. (1) Bunlar Türkoloji’de çok bilinen konular olduğu için ayrıntıya giril- meyecektir. 336 YENİ TÜRKİYE 101/2018