TAPU SİCİLİNİN ALENİYETİ İLKESİ ÖZ: Aleniyet kelimesinin kökeni, tarih sahnesinde hukuki anlamıyla ortaya çıkması ve eski medeniyetlerde uygulanışı irdelenmiştir. Güncel uygulamalar yönüyle, konuya doğrudan katkı sağlayan kara avrupası hukuk sistemindeki başat aktörler ve bu aktörlerin Türkiye’de geçmişten bugüne uygulanagelen hukuk pratiğine etkisi incelenmiştir. Aleniyet Arapça kökenli bir kelime olup; açık ve aşikar olan, gizli olmayan anlamına gelen ‘’alani’’ kelimesinden türetilmiştir ve aşikârelik anlamında kullanılmıştır 1 . Hukuksal bağlamda ise kamuya açıklık şeklinde ifade edilmektedir. Almanca ‘’öffentlichkeitaprinzip’’, Fransızca ‘’principe de publicite’’, ingilizce ‘’principle of publicity’’, latince ‘’publica fides’’ kavramları aleniyetin diğer başat dillerde karşılığıdır 2 . Kişinin eşya üzerindeki hakimiyet hakkı ve yararlanma yetkisi; ayni hakkın iç muhtevasını, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi; ayni hakkın dış muhtevasını oluşturur 3 . Roma hukukunda ilkenin gelişimine bakıldığında, ferdi malvarlığı ayrımı ve devri noktası göze çarpmaktadır. İlk olarak, res mancipi ve res nec mancipi ayrımının Iustinianus dönemine kadar etkili olduğu görülmekte. Bu ayrıma göre res mancipi mallar numerus clausus(sınırlı sayı) ilkesine tabi ve sadece roma vatandaşları tarafından kullanılan mancipatio ve in iure cessio yollarıyla devredilebilmekteydi. Ius Civile’ye göre bu mallar İtalya arazisi üzerindeki arzi ittifakları, köleleri ve deve,fil hariç bütün yük hayvanlarını kapsamaktaydı. Bunların dışında kalan mallar ise res nec mancipi mallar içerisine girmekteydi. Daha sonra res immobiles(taşınmaz mal) ve res mobiles(taşınır mal) ayrımı kabul edilmiştir. Araziler ve üzerindeki bina taşınmaz sayılırken; bir yerden bir yere kendi kendine hareket edebilen köleler ve hayvanlar, bunun yanında insanlar tarafından iradi olarak yerleri değiştirilebilen mallarda bu kategori içerisinde sayılmaktaydı.