913 ALMAN ‹MPARATORU II. W‹LHELM’‹N HEREKE FABR‹KA-YI HÜMAYUNU’NU Z‹YARET‹ (1898) Ö. Kürşad KARACAGİL * Giriş Türk-Alman ilişkilerinin uzun bir tarihsel geçmişi bulunmaktandır. 1 İki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesi Prusya’nın yükseliş dönemine rastlarken aynı yıllar ise, Osmanlı’nın gerileme dönemine denk gelmektedir. Bu dönemde Osmanlı Devleti, mücadele halinde olduğu Avusturya ve Rusya’ya karşı uyguladığı denge siyaseti çerçevesinde Prusya’ya yakınlaşma gereği duymuştur. Büyük devlet olma mücadelesi içinde olan Prusya ise, Avusturya ve Rusya’nın yayılmasından rahatsız olduğundan yine aynı siyaset çerçevesinde Osmanlı Devleti’yle ilişkilerini geliştirmiştir. Prusya’nın Osmanlı Devleti’yle sınırları bulunmaması ve Protestan olması gibi sebepler de iki devletin yakınlaşmasında etkili olmuştur. İki ülke arasındaki ilişkilerde III. Selim döneminin önemli bir yeri vardır. Zira aynı dönemde Prusya, Avusturya’nın Alman siyaseti ve Rusya’nın yayılmacı emellerine karşı başarı kazanmak için aradığı müttefki Osmanlı Devleti’nin şahsında bulmuştur. Tarafar arasında karşılıklılık esasına dayanan bir antlaşma yapılmasıyla beraber (1790) ilişkiler hızlı bir gelişme göstermiştir. Bu bağlamda II. Mahmut döneminde1834 yılında Mekteb-i Fünun-ı Harbiye adıyla kurulan okula Prusya’dan öğretmenler getirilmiştir. Bir süre sonra ise, ilk defa olmak üzere Prusya’dan Helmuth Von Moltke başkanlığında bir askeri heyet de Osmanlı’ya gelmiştir. 2 1871’de Alman milli birliğinin sağlanmasına kadar Prusya ile devam eden ilişkiler, bu tarihten sonra Almanya ile de sürdürülmüştür. Alman birliği; Danimarka, Fransa ve Avusturya-Macaristan’ı yenerek sağlanmıştır. Birliğin mimarı Otto von Bismarck’tır. 1862’de başbakanlığa getirilen Bismarck Almanya’nın güçlenmesine oldukça önem verdi. 3 Avrupa’nın bu büyük ve önemli geçmişe sahip devletlerini yendikten sonra Almanya’nın bozmuş olduğu dengeleri tekrar sağlama çabası içine girmiştir. Bunun için Almanya’nın menfaatleri gereği dış politikada barışın korunması prensibini benimsemiş ve Şark meselesinde müdahil olmayı ülke çıkarları açısından tehlikeli görmüştür. Bununla beraber Almanya’nın bu dönemdeki Şark siyaseti “pusuya yatmak” olarak da ifade edilmiştir. 4 ∗ Yrd. Doç. Dr., İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, e mail: karacagil@gmail.com. 1 Kemal Beydilli, 1790 Osmanlı-Prusya İttifakı, İstanbul 1985, s. 1-3. 2 Ayrıntılı bilgi için bkz. Helmuth Von Moltke, Türkiye’deki Durum ve Olaylar Üzerine Mektuplar, (Çev. Hayrullah Örs), Ankara 1960. 3 Rifat Uçarol, Siyasi Tarih, İstanbul 1987, s. 206-207. 4 Muzaffer Tepekaya, “Osmanlı-Alman İlişkileri ( 1870-1914)”, Türkler, Cilt 13, Ankara 2002, s. 40-41.