Modern Türkiye’de Bilim ve Üniversite (1923-2018) İlhan Tekeli I.Giriş İnsanlığın gelişme macerası içinde yaşanan en önemli dönüşümün, geleneksel toplumdan modern topluma geçişle birlikte yaşandığı söylenebilir. Bir ülkede olup bitenler, 19. Yüzyıldan beri dünyada tüm toplumların yaşadıkları, yaşamın tümünü sarmalayan bu dönüşüm anlaşılmadan kavranamaz. Bu dönüşüm sonucu, ülkeler tarım ve ticaret toplumundan sanayi toplumuna, köylü bir toplumdan kentli bir topluma geçiş yaşamışlardır. Siyasal gücün dayandırıldığı meşruiyetin temelleri değişmiş, egemen olduğu ülkenin sınırları içinde, ulus devlet doğarken, vatandaşlık kavramı gelişmiştir. Örgütler uzmanlaşmış, bürokrasi gelişmiş, karşılıklı bağımlılık ilişkileri doğmuş, insan ilişkileri anonimleşmiş, insanların zaman ve mekan perspektifleri genişlemiş, akılcılık ve evrensellik değer haline gelmiştir. Bu dönüşümler zaman içinde gerçekleştiği için olumsaldır. Onun için de Dünya tarihi içinde tek bir tür modernleşmeden çoklu bir modernleşme söz konusu olmaktadır. Türkiye’de modernleşme Osmanlı döneminde başlamıştır. Bu sürecin başlangıcını Abdülmecid’in Gülhane Hattı Hümayunu’nun ilanına, hatta II.Mahmud’un yeniçeriliği kaldırmasına kadar geriye götürmek olanaklıdır. Modernleşme sürecinin hızlanması 19.yüzyılın ikinci yarısından sonra gerçekleşmiştir. 1923 yılında Cumhuriyet’in ilanından sonra Türkiye’de modernleşme ve uluslaşma süreçlerini hızlandırmak için köktenci adımlar atılmaya başladığında, modernleşme konusunda alınmış belli bir yol bulunuyordu. Geç modernleşen toplumlarda, modernleşmenin sürdürülebilmesi için eğitim reformu yapılması gereği duyulmaktadır. Modernleşmenin gerektirdiği eğitim reformunda çözümlenmesi gereken iki sorun bulunmaktadır. Bunlardan birincisi sisteme sadakatı olan modern toplumun gerektirdiği hünerlere sahip yurttaşların yetiştirilmesidir. Bu eğitim ilk ve orta öğretim düzenlemeleriyle veriliyordu. İkincisi ise modern toplumun gerektirdiği profesyonelleri yetiştirecek yükseköğretim kurumlarının kurulması ve geliştirilmesiydi. Bu işlevin yerine getirilmesi için sadece bu eğitimi verecek yüksekokulların ya da üniversitelerin kurulması yetersiz kalmaktadır. Ayrıca, modern toplumun gerektirdiği profesyonel hizmetlerin sunulabilmesi için hukuk, doktorluk, öğretmenlik vb. gibi mesleklerin icrasını denetleyen, ahlakını oluşturan meslek odalarının gelişmiş olması gerekmektedir. Hiçbir ülke