ÇİN SERAMİK SANATINDA KÜLTÜR, SEMBOLİZM VE ZANAATKÂR Onur Fındık 1 , Sevim Çizer 2 1 Uşak Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Uşak/ Türkiye 2 Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İzmir/ Türkiye “Doğaya bağımlı kültürlerde, biçim içeriğin aynasıdır” 1 Giriş Sanat Tarihçisi Jale Nejdet Erzen Çoğul Estetik adlı kitabında, güzel olanın iyi olduğu yargısının doğru olması durumunda, en büyük iyi olan tanrı imgesinin en üstün güzellik kaynağı olabileceğini dile getirmekte ve ardından konuya şu şekilde devam etmektedir. “Dünyadaki güzellik tanrının bir göstergesi ya da onun eserinin büyüklüğü, muhteşemliğidir. Tanrı ile ya da kutsal olanla ilgili her şey güzelleştirilir, süslenir, tanrıya, kutsala layık kılınır. İnsan değer verdiği şeylere bu değeri öncelikle onları güzelleştirerek, süsleyerek, güzel bir şey vererek gösterir. Demek ki güzel değer verilenin ifadesidir. Bundan ötürü bütün sanatların başlangıcında öncelikle tanrılara layık olanın, onlara şükranın, onlara yakınlaşmanın bir göstergesi ve ifadesi olmuştur güzel. Tanrılarla ilgili bütün ifadelerde onları en güzel şekilde temsil etmek o kültürün sanatının da başlıca gayesi olmuştur. Tapınaklar, dini resimler, heykeller öncelikle güzel olmak durumundadırlar, zira tanrının mükemmelliği bu güzellik temsili ile ortaya konulur. Güzel, tanrıya yakın olduğu için de iyidir” (Erzen, 2016: 91). Bu tanım kültür, nesne ve doğa arasındaki güçlü bağa dair önemli ipuçları sunmaktadır. Tanımda da belirtildiği gibi, güzel olana ulaşma ya da onu kavrayabilme isteği, özellikle antik çağlardan günümüze değin zanaatçılar/sanatçılar tarafından üzerinde durulan bir konu olmuştur. Özellikle Antik Yunan’da “mimetik” kavramı ile ortaya çıkan, Rönesans ile birlikte doruğa ulaşan doğa nesnelerinin taklit edilmesi ve hatta bu eserlerin haddinden fazla Tanrı’nın güzelliğine yaklaşması Michelangelo’da durumu gösterir. Onun bile resimlerinde bu kadar inandırıcı bir görüntü yarattığı için Tanrı ile rekabet ettiği evhamına kapılarak ondan 1 Nejdet Erzen, Çoğul Estetik, Metis Yayınları, 2011, s. 23