207 İRAN’IN DAĞLIK KARABAĞ POLİTİKASI Doğacan BAŞARAN * Betül KARAGÖZ YERDELEN ** Özet İran İslam Cumhuriyeti, 1979 yılında gerçekleşen İslam Devrimi’nin ardından dış politikada dini söylemleri öne çıkaran bir ülke haline gelmiştir. Bu kapsamda Tahran yönetimi, dış politikasını İslam Devrimi sonrasında üç temel söylem üzerine inşa etmiştir. Bunlardan ilki takrib-i mezahip, ikincisi Şii İslam Dünyası’nın liderliği ve üçüncüsü de ezilen halkların koruyuculuğudur. Nitekim İran, hem İslam Dünyası’ndaki farklı mezheplere takrib- i mezahip olarak adlandırılan ve mezhepler arası yakınlaşmayı esas alan bir politikayla yaklaşarak tüm İslam Dünyası içerisinde ayrıcalıklı bir konum elde etmeye odaklanmış hem rejim ihracı söylemi üzerinden Şii yayılmacılığına dayalı bir strateji uygulayarak İran’ın Dini Rehberi’nin tüm Şiiler açısından bir siyasi kıble olmasını arzu etmiş hem de farklı dinlere mensup olsa bile ezilen halkların koruyuculuğuna yönelik söylemler geliştirmiştir. Söz konusu dış politika anlayışı ABD ve İsrail karşıtlığı üzerinden anti-emperyalist ve anti- siyonist vurgularla süslenmiştir. Ancak İran’ın Ermenistan’la olan dostane ilişkileri, hem Müslüman hem de Şii olan Azerbaycan halkının yanında olmadığını ortaya koymuştur. Dahası Dağlık Karabağ’daki işgal ve Hocalı’daki soykırıma karşı İran’ın uyguladığı politika, Tahran yönetiminin mazlumların yanında olduğu iddiasını da çürütmüştür. Dolayısıyla İran’ın Dağlık Karabağ Sorunu karşısında geliştirdiği politika, ideolojik söylemler üzerinden idealist bir dış politika stratejisi uyguladığını öne süren Tahran’ın aslında son derece realist ve pragmatik bir devlet refleksine sahip olduğunu gözler önüne sermiştir. Elbette tüm bu ** Doktor Adayı, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, e-mail: basarandogacan@gmail.com * Prof. Dr., Giresun Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi, e-mail: drbetulkaragozyerdelen@gmail.com