1 Endüstriyel Siyaset ve Ahlâk Ahmet Kesgin Maarif Mektepleri, Ankara, 2019, 328 sayfa, ISBN: 6059791878 Nevrez Kartal* Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Felsefe Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmalarına devam eden Doç. Dr. Ahmet Kesgin tarafından kaleme alınan “Endüstriyel Siyaset ve Ahlâk” adıyla kitaplaşan bu eser kanaatimce bu konudaki en kapsamlı ve ilk çalışmalardan birisidir. Kitap, “Endüstriyel Siyaset ve Kurucu Unsurları” ile “Endüstriyel Siyaset ve Ahlâk İlişkisi” başlıkları altında iki ana bölümden oluşmaktadır. Doktorasını da Pragmatizm (yararcılık/faydacılık) ve siyaset ilişkisi üzerine yapmış olan Ahmet Kesgin, “siyaset” ve” ahlâk” kavramlarının hem kendileri hem de içinde bulundukları zemin üzerinden geçirdikleri “değişim ve dönüşüm” sürecini anlama ve anlamlandırma amacıyla bu eseri yazdığını telakki etmek mümkündür. Kitabın zemini birini “sabite” diğerini de “değişken” olarak nitelediği iki aks üzerine kurduğu mefhumlar eliyle temellendirmeye çalışmaktadır. Sabite için ve bu ilişkide kurucu unsur olarak öne çıkan siyaset imgesini kullanmakla birlikte daha da açmak için buna da yeni bir tanımlama getirerek “yatak” nitelemesinde bulunuyor. Buna mukabil yazar bu sabitenin içinde akan hemen her şeyin etken değil edilgen olduğunu, çıkış noktasına göre değişime veya dönüşüme uğrayabileceklerini iddia ediyor ve metinde buna örnek olarak ahlâkı seçiyor. Değişkeni de “akıp giden” (yatakta) için kullanırken ahlâkın dönüşümünü kastediyor. Yine hemen başında ifade etmek gerekirse, bu kitap, her ne kadar felsefe alanında çalışan bir akademisyenin eseri olsa da esasen akademik bir gaye gütmeden siyaset ve ahlâk ilişkisini tartışmaya çalışmaktadır. Yazar, bu durumu kitap içinde; “her yeninin sahip olduğu zorluk ve kolaylıklara benzer durumlar bu metnin oluşmasına da eşlik etmek ile birl ikte asla yalnızca saf akademik gaye ve güdüler ile de yazılmış bir metin değildir,” diye tarif etmektedir. Bu izahtan sonra, elimizde ki bu eserin, sosyal olaylara meraklı ancak felsefi metinlerden pek hoşlanmayan veya kısmen zorlananlar için gayet akıcı bir çalışma olduğunu söyleyebiliriz. Hoca için bu kitabı oluşturan sâiklerin en başında gençliğinden beri gelen, yeterli gözlem yapacak kadar uzun bir zamana yayılan ve sonrasında akademya ile de hercümerç olan fiili tecrübesinin geldiğini anlıyoruz. Bunu da alıntıladığımız şu cümlelerden çıkarıyoruz; “zamane gençleri olarak önümüzde, onlar ile birlikte yürüdüğümüz boy, boy üç nesil vardı. 1920- 30’larda doğmuş olanlardır ilki. Bütün siyasi iddiaların taşıyıcı ve kurucuları bunlardı.” diyor ve “İkinci olarak 1940-60 doğumlular vardı ki bunlarda 60-70 ortamının gençleri idiler” ve devam ediyor. Nihayet “1960-70 doğumlu olup gençlik yılları 1990’larda geçmiş olanlar” da üçüncü nesli oluşturanlardı. Ama bunlar “60 ve 70’lerdekine benzer bir hengâme içinde değildir” tespitini yapıyor. Burada bir ayrışmanın başladığını gözlemliyor. Kuracağı diyalektik aklın tezahürüne gidecek tespitler için önemli bir fotoğraf çekiyor: “Çok değil 15-20 yıllık bir süreçte yoğun değişimlerin yaşandığına bizzat şahit olabiliyorduk. “ , “Sonuçta içinde akıp gittiğimiz bu fiili durumun (tecrübenin) bizlere anlattığı çok şey vardı. İn sanlara içinde yaşadıkları fiili durumda ona hâkim olan ruh bir şeyler teklif ediyordu. İnsanlar bu akışta başta başlangıçta “olduklarını“ iddia ettikleri şeyden bir zaman sonra fazlasıyla uzaklaşmış görünüyorlardı. Zaman içinde göründükleri gibi olmaya başlıyor ve belli ki bütün toplum olarak köklü bir değişim geçiriyorduk...” Aynı zamanda köyden kentlere doğru göçün de yoğunlaştığı dönemece denk gelen ve türlü savrulmalar yaşayan bu son neslin, etik değerler karşısında ki hodbinliği, hocanın kendi ruh dünyasında derin akisler bıraktığı ve ona fiili bir tecrübe kazandırdığı açıktır. Bu dönemde insanlar acaba neyle karşılaştılar ki böyle bir değişim veya dönüşüm geçirdiler. *Değerlendirme yazısını hazırlayan serbest okuyucu