6 Bu metinde genel olarak tarihin, özel olarak ise siyasi düşünce tarihinin anlamı, sınırları ve yapılma biçimi üzerine bir tartışma yürütmeye çalışacağız. Önce- likle indirgeme ve dışlama olmaksızın tarih yazımı mümkün mü sorusuyla hesaplaşabiliriz. Dünyada şu an yaşayan toplam insan sayısı, en eski zamanlardan bugüne yaşamış ve hayatını kaybetmiş insan sayısı ve bu devasa bütünün tüm eylem ve sözleri birlik- te düşünüldüğünde tabii ki her tarih yazım girişimi zorunlu olarak bir ayıklama, indirgeme ve eleme sü- recine dayanmaktadır. Çünkü tüm insanların tüm eylemlerini kayıt altına alan bir üst akıl yok. Her ne kadar pek çok tarih yazım süreci ortaya koydukla- rı tarihe evrensellik atfetse de tarih hemen her du- rumda sınırlı sayıda insanın sınırlı deneyimlerinin ifadesi niteliğinde. Tarihi yazarken aslında belli bir durum, sorun veya dönem üzerinden bir kamusallık biçimini kayıt altına alıyoruz. Collingwood’un haklı bir şekilde belirttiği üzere tarih matematik ve teolo- jiden farklı bir içeriğe sahip. Episteme’si yok tarihin. Tarihi bilgi her zaman ve her koşulda geçerli bilgiye ya da episteme’ye değil, sadece değişen zamanlarda değişen bilgiye, yani doxa’ya dayanmakta. Belki de bu nedenle her tarih belli bir kuşağın otobiyografisi niteliğinde. Tarihi kanıtlar tarihi yazılan o kuşağın deneyimlerini yansıtıyor. Onun zamanı ve onun dünyasıyla sınırlı bir anlamı var (Collingwood, 2013: 38, 55, 62). Kolaylıkla fark edileceği üzere ta- rihte episteme yoktur önermesiyle tarihte yasa yoktur önermesi aslında aynı anlama geliyor. Tarihin yasası meselesini ayrıca ele alacağız; ama önce, metnin giri- şinde iddia ettiğimiz üzere tarihi indirgeme ve ayık- lamaya eşitleyen sürecin tam olarak nasıl işlediğine yönelik tartışmayı tüketmemiz yerinde olur Tarih “Kimin İçin” ve “Nasıl” Yazılıyor? Tarih yazımında elitist bakış açısı ağır basmakta. Çünkü siyasi tarih daha çok krallar, fatihler, ko- SİYASİ DÜŞÜNCELER TARİHİ VE TARİH YAZIMI SORUNU ARMAĞAN ÖZTÜRK * * Doç. Dr., Artvin Çoruh Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü Tarihin mutlu sayfaları boş sayfalarıdır. G. W. F. Hegel (1995: 93)