1 THEAİTETOS VE DEVLET’TE BİLGİ KONUSU Cengiz Cebi Dusunce.org Giriş Felsefe tarihinde bilgi kuramı alanında son derece açık ve bilinçli bir biçimde bilginin kaynağının deney veya tecrübe değil akıl olduğunu söyleyen akılcılık ilk ve mükemmel biçimiyle Platon’da ortaya çıkmıştır. Platon’ın bilgi kuramı varlık felsefesiyle bütünlük gösterir. Devlet diyalogunun altıncı ve yedinci kitaplarında ortaya koyduğu İdealar Kuramı onun aslında hem bilgi hem de varlık kuramıdır. Ancak özellikle ve bizzat bilgi konusunu - İdealar Kuramına gönderimde bulunmadan- ele aldığı eser ise Theaitetos diyalogudur. Burada o günün klasik anlayışında bilgi olduğu sanılanların neden dolayı bilgi olmadığı gösterilmeye çalışılır. Böylece varsayılan bilgi tanımlarının -bilgi türü adaylarının- başarısızlığı gösterilir. Oysa Devlet diyalogunun sözü edilen bölümlerinde varlık dünyasına getirilmiş olan derecelendirmeye paralel bir bilgi sınıflaması yapılarak birbirleriyle ilişkisi içerisinde bilgi türleri ortaya konur. 1. Platon’un Bilgi Görüşünde Protagoras’ın Etkisi Platon’un bilgi kuramını kendisini ayrıntılı biçimde ele almak, tartışmak ve eleştirmek yoluyla ortaya koyduğu başlıca isim Protagoras’tır. Protagoras bilgi konusunda duyumcudur ve bunun doğal bir sonucu olarak görelici bir bilgi anlayışını savunmuştur. Buna göre bilgide doğrunun ölçütü birey olarak insan ve onun bireysel algılarıdır. Rüzgârın sıcak ya da soğuk olduğunu söylemek anlamsızdır. Bireye sıcak gelen rüzgâr onun için sıcaktır. Bu görüş sonuna kadar izlendiğinde varılacak sonuç genel olarak rüzgâr ya da genel olarak birey kavramlarının anlamsız kalmasıdır. Rüzgârın da bireyin de sürekli olarak değiştiği bir dünyada bir rüzgâr herhangi bir bireye, herhangi bir anda nasıl görünüyorsa öyledir. 1 Platon’a göre Protagoras’ın bu görüşleri Herakleitosçuluğun doğal ve mantıksal sonucunu, onda gizil olarak içerilmiş olan tehlikelerin açığa çıkmasını temsil eder. Nitekim Herakleitosçuluk sabit, kalıcı ve değişmez bir gerçeklik olarak varlığın reddidir. Dolayısıyla böyle bir varlığa yönelen, konusu böyle bir varlık olması gereken sabit, değişmez, kalıcı ve evrensel bir hakikatin, bilginin, bilimin reddidir. 2 Platon farklı diyaloglarında Protagoras’ın duyumcu ve görelici görüşlerinden bilginin imkânı ile ilgili ölümcül bir sonuca ulaşmanın kaçınılmazlığını göstermeye çalışmıştır. Çünkü bu bakış açısı kabul edildiğinde genel bir doğru ya da bilgiyi edinmek şöyle dursun, aslında konuşmak ve iletişimde bulunmak bile mümkün değildir (Nitekim Kratylos Herakleitos’un akış öğretisini uç bir noktaya kadar taşımış, bu noktada gerçek anlamıyla bir konuşmanın imkânsızlığına dayanarak iletişimi yalnızca el işaretleriyle yapmaya çalışmıştır). Kullandığımız dil şeylere işaret eden kelimelerden meydana gelir ve bu kelimeler büyük çoğunlukta kavramlardan oluşur. Evrenin sonsuz sayıdaki tekillerini ve onların zaman içindeki sonsuz değişik durumların tümünü kavramlarla göstermek, diğer bir deyişle her tekil için özel adlar 1 Ahmet Arslan, İlkçağ Felsefe Tarihi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2018, s.113 2 Age, s.229