Makaleyi uzun bir müddet evvel hazırlamış ve blogta yayınlamıştım. Akademik yazım kurallarına da riayet etmedim. Mamafih bu defa da sil baştan tekrar yazımı zaman açısından işime gelmedi. Ayrıca, bu konu zaten daha geniş kapsamlı bir araştırmanın parçası olacağından, mevcut makaleyi bir nevi draft mahiyetinde tekrar yayınlamakta bir mahzur görmedim. Umarım zamanı geldiğinde akademik yazım tarzını adapte ederek tekrar yayınlama fırsatım olacaktır. Pierre Oberling ile Minorsky Şaki aşiretine dair aldığım kaynaklar ve ilgili İngilizce orjinal pasajları da makalenin sonuna ekledim. Rusya'nın teşviki ve sağladığı yardımlarla , bölgede Persçe ile Kürdçenin muhtelif lehçelerini konuşan ve ana unsurları başta Moğol ve Kürd ile Taliş+Tat-Alan+Dağıstani yanında isimleri belirlenmeye muhtaç diğer İrani toplulukların karışımı bir halk, kendilerine Maveraünnehir/Transoxiana Türki/ Türkçesi ( Çağatay) tanıtılıp, Türk oldukları telkin edilerek Türkleştirildiler. Moğollarla birlikte, Çinli, Tungus, Tibet ve Mançurya/Çorç halkları mensuplarının da Helagü ordusunda mevcudiyetleri biliniyor. Elbette aralarında isimlerini bilmediğimiz muhtelif Sibirya halkları da olmalı. Bunun için Juwayni ve Qazvini ile son yüz yıl yazarlarından Strange’in incelenmesi iyi bir başlangıç olur. Türkleştirilen halkın elementleri arasında Türkleri sayamadım. Zira ilgili akademisyen-tarihçilerin Anadoludakine benzer biçimde Azerbayjan'ın da iliklerine kadar Türk kökenli oldukları tezi belge yoksunluğundan ötürü bir anlam taşımıyor. Yukarıda verilen kaynaklardan biliyoruz ki Azerbayjan Tebriz civarında yüzlerce Kürd köyü boşaltılmış ve yerine Moğollar yerleştirilmişti İlkhan Ghazan ve sonrasında. Hatta Mustawfi 1340-50 arasında aşağıda nüfusu da verilecek zamanın Kürd şehri Khoy'da Çinlilerin ikamet ettiğini yazacaktı. Zaten Juwayni'de Helagü'nün ordusunda bin aile Çinli bulunduğunu kaydetmiş. Bunlar mühendisler. Daha da önemlisi , Moğollar öncesi Selçuklular zamanı bölgeye Türk-Türkmen ya da meşhur Oğuz yerleştirildiğine dair belge ve belirti yok. Tam tersine, şahsına yakıştırılan ve ismini kendisinin bile duyduğu şüpheli olan ''Oğuz Türkmen'' ibaresi esas alınarak Türklerin atası ilan edilen Alp Arslan ya da Alparsalan 1064 de Kars yakınlarındaki Ermeni şehri Ani'yi fethettiğinde, durmadan yanlış yazan bu tarihçilerin iddia ettiklerine uygun Anadolunun kapılarını Türkmenlere açmak için orayı Türk yurdu haline getireceğine, şehri vassalı Kürd Şaddadi devletinin emiri Fadlun'a vermişti. Şimdi bu durumda Alp Arslan'ın Anadolunun kapılarını Türkmenler'e açmadığı anlaşılıyor, ama yerine Kürdlere mi açmış oluyor ? Ayrıca Alp Arslan zamanı bölgede Türkçe toponomi bulunduğuna dair de belgeli bir çalışma var mı, bilemiyoruz.