sabah ülkesi sayı 52 07 | 2017 102 eçen sayıdaki yazımızda tasavvuf kozmoloji- sinin temel ilkelerini ele aldıktan sonra sufi- lerin âlemin yaratılışı, mahlukat arasındaki sıra düzeni ve insanın âlemdeki yeri ile ilgili görüşlerini bu sayıda işleyeceğimizi belirtmiş idik. Öncelikle vahdet-i vücutçu sufilerin yaratma ile ilgili teorilerini ele alalım. Âlemin Yaratılması Âlemin yaratılması hususundaki teoriler bağlamında İslam düşünce geleneğini incelediğimizde bu teorileri iki ana grup altında toplayabiliriz. İlk grupta yer alanlar yoktan yaratılı- şı kabul edenlerdir. Bunlar Sünni ve Mutezilî kelamcılardan müteşekkildir. Bunlar yaratmayı yoktan var etme anlamın- da kullanırlar. Kelamcılara göre Tanrı faildir. Âlem ile Tanrı arasındaki ilişki halik-mahluk ilişkisidir ve Tanrı’nın âlemin yaratılışındaki katkısı doğrudandır. Yani O, şeyleri tek tek, bilfiil yaratmaktadır. İkinci grupta yer alanlar ise var olan bir şeyden yaratma teorisini kabul edenlerdir. Filozofar bu gö- rüşü benimserler. Onlara göre Tanrı âlemi yoktan yaratmaz. Dolayısıyla Tanrı fail değildir. Tanrı’nın yaratması demek akletmesi demektir. Tanrı kendi zatını aklettiğinde O’ndan ilk akıl sudûr etmiş ve âlemin tamamı zorunlu nedensellik çerçevesinde bu sudûr neticesinde meydana gelmiştir. Dola- yısıyla Tanrı’nın âlemin tamamının yaratışına katkısı doğru- dan değil, dolaylıdır. Bu yüzden de Tanrı ile âlem arasındaki ilişki bir halik-mahluk ilişkisi değil, illet-mâlul ilişkisidir. Bu bağlamda sufilerin yazdıklarını incelediğimizde onların kelamın yoktan yaratma teorisi ile felsefenin sudûr teorisin- den farklı üçüncü bir anlayış geliştirdiklerini görürüz. Zira sufiler yer yer kelamın âlem modeline yaklaşırken, yer yer de felsefenin âlem modelini benimser gözükmektedirler. Vahdet-i vücutçu sufilere göre âlemin yaratılış anlayışı ke- lamcıların yaratma teorisinde olduğu gibi yokluktan değil- dir. Aksine bir önceki sayıda da belirttiğimiz üzere, mutlak varlık olan Tanrı âlemdeki her şeyin kaynağıdır. Dolayısıyla âlemin yokluktan yaratılmaması, aksine Tanrı’dan kaynak- lanması görüşü dolayısıyla sufilerin yaratılış anlayışı filozof- ların sudûr nazariyesine yaklaşır. Ancak sufilerin yaratma teorilerinin anahtar kavramı sudûr değil, tecellidir. Yani Tanrı âlemdeki şeylerin mahiyetleri ve hakikatleri ile ken- disini izhar ve onlarla tecelli etmektedir. Bu açıdan sufilerin Muhammed Bedirhan TASAVVUFUN KOZMOLOJİ ANLAYIŞI: HAKIKAT VE HAYALIN MERTEBELERI -2- KÜLTÜR I SANAT