Doğal Afet ve Afet Yönetimi Sempozyumu (DAAYS’ 16), 2-4 Mart 2016, Karabük, Türkiye EVALUATION OF DISASTER RISK PERCEPTION IN TURKEY: WHY WE DON’T ACT? TÜRKİYE’DE AFET RİSK ALGISI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME: NEDEN HAREKETE GEÇMİYORUZ? Ali Utku ŞAHİN Dr. Öğrencisi, Uludağ Üniversitesi, Bursa, Türkiye, E-posta: aliutkusahin@gmail.com Özet Her yönetim faaliyeti için geçerli kabul edilebileceği gibi, afet yönetiminin de en önemli unsurlarından birisi, insandır. Bir başka ifadeyle “insan”, afet yönetimi için kullanılabilecek bir kaynak olduğu gibi, afet yönetimi faaliyetlerinin de hedef kitlesini oluşturmaktadır. Kısaca afet yönetimi; insanlar için, insanlarla birlikte yürütülen bir faaliyetler kümesidir. Ve bu nedenle de, afet yönetiminin bir öğesi konumundaki insanın bu alandaki başarısı, sistemsel başarının belirleyici unsurlarından birisidir. Karşılaştırmalı bir yöntemle hazırlanan bu çalışma, riskin farkında olan insanların neden gerekli hazırlıkları yapmadıklarını, Türkiye özelinde inceleme ve bu bağlamda Türkiye afet yönetim sistemini değerlendirme iddiasını taşımaktadır. Anahtar Kelimeler : Afet Yönetimi, Risk, Risk Paradoksu, Afet Risk Algısı Abstract As it could be admitted for every management activity, one of the most valuable factors of disaster management is human factor. Human factor could be referred as a resource for disaster management but it’s also the target group of disaster management. Briefly, disaster management is a cluster of activities for the people which are conducted with the people. For this reason one of the indicators of institutional success of disaster management is the success of the people in disaster management. This study, which is focused on Turkey, is prepared with a comparative method aims to evaluate Turkish disaster management system with respect to analysis of why people aren’t prepared even though they are aware of risks. Keywords: Disaster Management, Risk, Risk Paradox, Disaster Risk Perception 1. Giriş Dünya genelinde; afet olarak tanımlanabilecek olayların meydana geliş sıklık ve yoğunlukları, özellikle kentleşmenin gözle görülür bir biçimde artmaya başladığı 1950’li yıllar ile birlikte ciddi ve ölçülebilir bir artış eğilimi göstermekte; aynı zamanda afetler daha kompleks bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu durumun doğal bir sonucu olarak da, afetlerden etkilenen toplulukların ve coğrafyanın; afet öncesi duruma dönme çabaları, önceki dönemlere göre daha zor ve maliyetli olmakta, daha uzun bir süreci kapsamakta ve çoğu zaman da, bölgesel ve ulusal kalkınma faaliyetleri meydana gelen afetlerden olumsuz bir şekilde etkilenmektedir. Bu nedenle özellikle ‘90 ve sonrası dönemde devletler ve uluslararası organizasyonlar; bu konuda çözüm arayışlarına başlamış ve “risk yönetimi ve afet risklerinin azaltılması” faaliyetlerine ağırlık verilmesi gerekliliği üzerinde fikir birliğine varılmıştır. Kısaca günümüzde tüm dünyanın ortak aklı, afet risklerinin azaltılması faaliyetlerini etkin ve başarılı afet yönetim sistemlerinin “olmazsa olmazı” olarak değerlendirmektedir. Belirli bir konuda eyleme geçebilmek, öncelikle eyleme geçilecek konu hakkında bilgi sahibi olmayı gerektirmektedir. Bu bağlamda günümüz modern afet yönetiminin temelini oluşturan risk yönetimi ve afet risklerinin azaltılması ifadesinin somut karşılığı, gerçekten de afet risklerinin yönetilebilmesi ve azaltılabilmesi olacaktır. Bu durumun başlangıç noktasını ise, bu risklere yönelik algı ve farkındalık ölçütleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda sistemin beklentisi, afet risklerinin ve dolayısıyla da geleceğe dönük olası kayıplarının farkında olanların, bu kayıpları azaltmayı sağlayacak eylemleri gerçekleştireceği yönündedir. Bu çalışma, afet risk algısı ve farkındalığı ile buna yönelik eylemler arasındaki ilişki üzerine hazırlanmıştır. Bir başka ifadeyle, Türk toplumunun afet farkındalığı ile eylemleri arasındaki bağlantıyı odak noktasına alan bu çalışma, bu bağlantı üzerinden ülkemizin afet yönetimindeki başarısını incelemek ve değerlendirmek iddiasını taşımaktadır. Karşılaştırmalı bir yöntemle hazırlanan bu çalışma, 2013 ve 2014 yıllarında yayımlanan iki araştırmayı referans almaktadır. Bunlardan birincisi Wachinger vd. tarafından hazırlanarak 2013 yılında yayımlanan “Risk Algısı Paradoksu” başlıklı ve son derece geniş kapsamlı bir literatür çalışmasıdır. 2000 yılından sonra yapılan araştırmalara odaklanan bu çalışma, doğal afetler ve afetlere hazırlıkta risk algısına odaklanan toplam 35 farklı araştırmanın bulgularından hareket etmiştir. 15 Avrupa ülkesini kapsayan bu 35 araştırmadan iki tanesi ise, Türkiye üzerinedir. Referans olarak değerlendirilen ikinci çalışma ise, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 2014 yılında yayımlanan Türkiye Afet Farkındalığı ve Afetlere Hazırlık Araştırmasıdır. Araştırmanın sonuç bölümünde ifade edildiği üzere, demografik tutarlılık ve örneklemlerin ülkemizdeki cinsiyet, eğitim gibi dağılımlarla uyumu açısından başarılı olarak değerlendirilen bu araştırma, ülkemizdeki insanların afet