GLOBAL POLITICAL TRENDS CENTER TÜRKİYE’NİN ENERJİ GÖRÜNÜMÜ VE ARALANAN FIRSAT PENCERELERİ Fikret Orçun KEÇECİ * AK Parti hükümetleri döneminde enerji politikaları dış politikayla paralel olarak yürütülmüş, bütüncül bir şekilde enerji projeleri geliştirilmeye çalışılmıştır. Ancak Kasım 2015’te gerçekleşen sınır ihlali sebebiyle Rus Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçağının Türk Hava Kuvvetleri tarafından düşürülmesi hem dış politikada hem enerji politikalarında ilk derin kırılmaya neden olmuştur. Bu olaydan sonra kamuoyunda Rusya’nın doğal gaz akışında bir kesintiye gidip gitmeyeceği ve Rusya’ya olan doğal gaz bağımlılığının azaltılması konusunda hararetli tartışmalar yaşanmıştır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yayımlanan “2015-2019 Stratejik Planı”nda, mevcut doğal gaz kapasitesinin arttırılması, hidrokarbon kaynaklarda dışa olan bağımlılığın azaltılması, bu kaynakların arama faaliyetlerinin hızlandırılması, kaya gazı arama ve üretime yönelik inisiyatifin alınması, doğal gaz depolama kapasitesinin yıllık tüketim miktarının %10’unu karşılayabilecek düzeye getirilmesi ve iletim hattı kısıtlarının giderilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca uzun vadede depolama kapasitesinin yıllık tüketim miktarının %20’sini karşılayacak seviyeye çıkartılmasını sağlayacak yatırımların başlatılması ve özel sektörün depolama ve LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) terminali yatırımları yapabilmesinin önünü açacak düzenlemelerin hayata geçirilmesi amaçlanmıştır. * Lisans eğitimini Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamlamıştır. Yüksek lisans eğitimini de aynı üniversitede 2013 yılında “Türkiye’de Kritik Enerji Alt Yapı Güvenliği: Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı Örneği” adlı tez çalışmasıyla tamamlamıştır. Hâlihazırda, Kadir Has Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Bölümü doktora tez çalışmasına devam etmektedir. Enerji ve enerji güvenliği konularında kaleme aldığı makaleler uluslararası alan indeksleri tarafından taranan hakemli dergi ve ulusal medya kuruluşlarında yayımlanmıştır. POLICY BRIEF | 70 June 2020 Dünyada genelinde olduğu gibi, Türkiye de ağırlıklı olarak enerji ihtiyacını fosil kaynaklardan karşılamaktadır. Komşularının aksine, Türkiye fosil kaynaklar konusunda enerji fakiri bir ülke olarak net ithalatçı durumundadır. Petrolün %93’ünü, doğal gazın %98’ini ithalat yoluyla temin eden Türkiye enerji talebini genel itibariyle kömür ve petrolden karşılamaktadır. 1986 yılında Ankara ve Moskova arasında 25 yıllığına yapılan doğal gaz alım anlaşması akabinde kömür ve petrolden sonra doğal gaz da enerji kaynakları arasındaki yerini almış oldu. Soğuk Savaş sonrası “Demir Perde”nin ortadan kalkmasıyla Hazar bölgesinde bulunan zengin hidrokarbon yakıtlarının dünya piyasalarına ulaştırılması gündeme gelirken Rusya’nın da bölge üzerindeki nüfuzunun kırılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda kaynak ülke olarak Azerbaycan ön plana çıkarken Türkiye de jeopolitik konumunu kullanarak bu kaynakların dünya piyasalarına ulaştırılmasında etkin rol oynamak istemiştir.