İŞGÖREN REFAHI VE ÖRGÜTSEL ETKİNLİK KAVRAMLARINA BÜTÜNCÜL BİR BAKIŞ: ÖRGÜT SAĞLIĞI Kadir ARDIÇ (*) Sema POLATCI (**) Özet: Yönetim biliminde işgören refahı ve örgütsel etkinlik, örgütlerin rekabet üstünlüğü sağlayabilmeleri için kullanılan önemli iki faktördür. Örgüt sağlığı kavramı ise, bu iki faktörü bir arada incelemektedir. En genel tanımı ile sağlıklı örgüt, bulunduğu çevrede yaşamını sürdürmenin yanı sıra, uzun vadede devamlı olarak gelişen, çevre koşulları ile baş etme ve yaşama yeteneklerini geliştiren örgüttür. Bir örgütün yoğun rekabet ortamında ayakta kalması ve gelişen teknoloji sebebiyle yaşanan değişime ayak uydurması ancak sağlıklı bir örgüt yapısı ile mümkündür. Bu çalışmanın amacı, Türk yönetim yazınında henüz gereken ilgiyi görmemiş olan bu kavrama dikkat çekmektir. Ayrıca çalışmada, sağlıklı ve sağlıksız örgütlerin farkları belirtilerek, örgüt sağlığını arttırmak için yapılması gerekenler üzerinde de durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Örgüt sağlığı, Örgüt sağlığının boyutları, Sağlıklı ve sağlıksız örgütler Abstract: In the management science, employee welfare and organizational effectiveness are two important factors for improving the competitive advantage of organizations. The organizational health concept analyse these two factors together. A healthy organization is one that not only survives in its environment, but continues to grow and prosper over the long run. Only if the organization have a healthy structure, it can survive in a competitive area and adopt the changes because of improving technology. The aim of this study is focusing on this concept which has not attract sufficient attention in the Turkish management literature yet. On the other hand, the study explains the differences between healthy and unhealthy organization and focuses on the methods to improve the organizational health. Keywords: Organizational health, Dimensions of organizational health, Healthy and unhealthy organizations I.Giriş Yönetim biliminin gelişim süreci içerisinde, 1900’lü yıllarda Taylor ile başlayıp Fayol ve Weber ile devam eden rasyonellik, işte etkinlik ve düzen ana kavramlarının hakim olduğu “Klasik Örgüt Teorisi”, insan unsurunu daima ikinci planda tutmuştur. Buna karşılık, 1930’lu yıllarda ortaya çıkan “Davranışsal Yönetim Teorisi” insanların kişisel özellikleri, davranışlar, gruplar, motivasyon, yönetime katılma, iş tatmini ana kavramları üzerinde durmuştur. Bu noktadan hareketle işgörenlerin davranışlarını anlamak ve kontrol etmek gereksinimi “Örgütsel Davranış” disiplininin ortaya çıkmasına neden olmuştur. İlerleyen yıllarda insan unsurunun öneminin artması ile araştırmacılar, insanları yönetmede yeni araçlar ve yöntemler aramaya (*) Doç. Dr. Gaziosmanpaşa Üniversitesi İİBF İşletme Bölümü (**) Arş. Gör. Gaziosmanpaşa Üniversitesi İİBF İşletme Bölümü