‘’Media’daki Zervancı Magiler sadece bütün ilahi bilgilere sahip olmakla değil, aynı zamanda Evren’in başlangıcı ve yasalarını bilmekle de övünüyorlardı’’ (Geo widengreen, Manichaeism and Its Iranian Background) TARİH VE İNANÇ SEMBOLİZMİ IŞIĞINDA KOÇKIRİ MEZARLARI Ali K Yıldırım Koçkıri kaba hatları ile Kuzey’de Kızıldağ, güneyde Çengell, güney bada Beydağı, kuzey bada Kösedağı ile çevrili bölgeye verilen ad olup, doğuda Refahiye üzerinde İliç ve Kuruçayır’a dek uzanır. Bölge ismini Koçkıri aşirenden almakla birlikte bu aşiren kapsamı ve geçmişi hakkında gerek bölge içerisinde ve gerekse dışında farklı görüşler mevcuur. Esasen merkezde İsmi Koçkıri ismi ile anılan yapılanmaya rağmen, 1800’li yılların ortalarından ibaren bir aşiretler federasyonundan oluşan bir beylikten söz etmek doğru olacakr. Jared Diamond; Tarih, biyoloji, arkeoloji ve linguisk araşrmaların sentezinden oluşan ‘’Guns, Germs & Steel” adlı kitabında insanlığın sosyolojik evrimleşmesini; 1) genellikle yakın akrabalardan oluşan ‘’band’’ -Bu Koçkıri Kürtçesinde olan ‘’ber’’, yani aynı gögüsten (anadan) gelmeye denk düşer 2) aşiret 3) beylik 4) devlet olarak sınıflandırır. Eşitlikçi küçük toplumların, oluşan ar ürün vasıtası ile evrilmesi beylikleri oluşumunu sağlar iken; bunun giderek çok daha karmaşık siyasal sistemlere dönüşüm sürecinin devletleşmeyi doğurduğunu belirr yazar.. Bu bakımdan Beylik aşamasına ulaşmış olan Koçkıri’nin aynı süreci yaşayan topluluklardan farkı yoktur. Eğer bir farktan bahsedilecek olursa; genelde Kürtler’in, özelde ise Koçkıri’nin bu süreci geç kalarak, belkide göçler sonucunda farklı coğrafyalarda yeniden yaşamış olmalarıdır. Yukarıda değindiğimiz sınırlar içerisinde bir siyasal ve sosyal yapı olarak Koçkıri’nin oluşum s1600’li yıllara dek uzanır. Koçkıri denilince ilk ata olarak Xıdo’yê Fîncangir’ın isminden bahsedilir. Ondan öncesi muhtemelen başka bir aşiret veya aşiretlerden bahsetmek gerekecekr Koçkıri’de bulunan çeşitli Kürt aşiretlerinin lahit mezarları ile bölgenin diğer eski ahalisi olan Ermeniler’in mezarları arasında pek fark yoktur. Bölgede Rum mezarlarını inceleme rsa bulmamakla birlikte, görebilidiğim kadrı ile Ermeni ve Kürtler’in lahit mezarlarında Hirisyanlığa ve İslam’a ait semboller pek rastlanmaz. Suşehri kazası; mübadele öncesi önemli oranda bir Rum şehri iken sonraları, özellikle Balkan göçmenlerinin yerleşrildiği, bir ‘’Türk’’ merkezi haline gelmişr. Refahiye içesinde bulunan Kadıköy Rum kilisesi büyük tahribatlara rağmen halen ayakta. ‘’Tırkê Bi Rê’’, yani ‘’yol sahibi Türk’’ olarak anılan bir kaç Alevi Türk köyünün varlığına rağmen bölgede Sünnülük ve Türklüğün eş anlamlı olarak kullanılması nedeniyle bunların geçmişte kendilerini Kürt saydıklarını harlamak gerekiyor. Türklük tanımının genek, linguisk ve kültürel anlamlarıyla tanımlanmaya muhtaç olduğunu ve buna zaman içerisinde değişik anlamlar yüklenmiş olduğunu şimdilik bir yana bırakacağım. Kürtler ve Hirisyan kökenli toplulukların; sorunlu da olsa, aynı köylerde birlikte yaşama kabiliye göstermiş olmasına karşılık, sünnü Türk ve Alevi Kürtler için pek aynı şeyi söyliyemeyiz. Tarihi daha eski olan bir kaç Türk (veya kültürel olarak Türkleşmiş) köy; ya Kürtler’e cazip gelmemiş ya da gerek ahalisi ve gerekse devlet tarandan yeni gelenlerin buralara yerleşmesi engellenmiş, ya da yenileri tarandan buralar tercih edilmemişr. Etnik farklılığa ek olarak bölgedeki Kürtler’in Rêya Heq, Türkler’in de sünnü olması bu durumda önemli bir rol oynamış olmalıdır. Kürt ve Ermeniler’in ortak köyleri paylaşması/paylaşabilmesi ile ilgili nedenleri bir yana bırakarak tekrar konumuza dönelim.