M AZMÛNDAN P OETİKAYA TEZCAN, Nuran (2020). “Sebeb-i Telifte Poetika: Kutsal Yolculuk Egzotik Uzaklık”, Mazmundan Poetikaya, İKSAD, ss. 102-113 SEBEB-İ TELİFTE POETİKA: KUTSAL YOLCULUK EGZOTİK UZAKLIK Nuran TEZCAN Divan edebiyatında şairin “şiir” üzerine düşünceleri poetika için ana düşünceler olmakla birlikte tek ölçüt olarak alınması sınırlayıcı olur. Öte yandan her şairin, “şiir” ya da “söz”ün değeri üzerine olan düşüncelerinin ortak olduğu da bir gerçektir. Bu bağlamda ancak genelgeçer bir poetikadan söz edilebilir. Sebeb-i telifler ise bize özgül poetikayı ortaya çıkarmamızda önemli ipuçları verir. Bu akımdan bir 14. yy. (1398) mesnevisi olan Muhammed’in (/ Mehmed) Işknâme adıyla bilinen Ferruh u Hümâ mesnevisinin sebeb-i telifini ele almak istiyorum. Burada Muhammed’in mesneviyi yazma gerekçesi olarak kurguladığı hikâye, bu hikâyeden çıkan mesnevi yazma amacı ve iddiası, sanat eserini bir klişe olarak “gelin”e benzetmesi, okuyanlardan gelecek eleştirilere karşı taşıdığı kaygılar, eleştiriler karşısında eserini savunusu, hatta eleştirenleri eleştirmesi, şiirin/edebiyatın “insanın düşün eğitimi” bağlamındaki işlevi üzerine irdelemeleri, sanatçının “kusur” kaygıları ve diğer sanatçılar karşısında alçakgönüllülüğü ya da özgüven duygusu ile kendini savunusu, eser üretmenin ritüeli olan padişaha sunma ve sunarken şairlerin “eser yazması”nın bir sultan için ne anlama geldiği üzerine bilinçlendirmesi, eseri padişaha iletecek olan veziri de “sözün değeri” ve “işlevi” bağlamında aynı şekilde bilinçlendirmesi ve bütün bunlara ek olarak eserinin sonunda tekrar “hatime” ile eserindeki başarısını özgüvenle değerlendirmesi gibi bölümler, poetikanın ortaya konmasında göz önünde bulundurulması gerekir. Bir mesnevide şairin sesini doğrudan duyduğumuz bu bölümleri bir bütün olarak ele aldığımız zaman poetikayı yani “şiir sanatının şair için ne anlama geldiği” ve “nasıl bir işlevi olduğu”nu somut olarak görebiliriz. Muhammed’in Ferruh u Hümâ’sında bu bölümler, hâtime hariç, yaklaşık 500 beyittir. Hatta bunlara sebeb-i telif öncesinde yer alan ve şairin “dünya”yı “hayat”ı kavrama bağlamında “geçiciliği“ irdelediği Bî-vefâ dünyenün ef’âli ve fâsid işden peşîmânlık (310-344) bölümü eklendiğinde sayı daha da artar. Dolayısıyla Muhammed’in yalnız bir ışknâme yani aşk hikâyesi yazmanın ötesinde iddialı bir eser yazdığının, bir anlamda toplumsal işlevi olan bir iş yaptığının bilincinde ve iddiasında olduğu görülür. Prof. Dr., Kapadokya Üniversitesi, nurantezcan@gmail.com