“Alors, qui etes-vous?” Jacques Derrida ve Konukseverlik Sorusu MICHAEL NAA Ş Böyle bir yazıya, Jacques Derrida’yla konu ş tu ğ um tek dil olan Fransız- cadan hiç de ğ ilse bir ifadeyi anımsamadan nasıl ba ş layabilirim ki?1 İ çin de kendimi asla tam olarak evimde hissetmeyece ğ im, ama buna ra ğ men büyük ölçüde Derrida sayesinde -ve muhtemelen yabancılı ğ ından ötürü- sevmi ş oldu ğ um Fransız dili kula ğ ımda tınlamadan nasıl ba ş layabilirim? “Alors, qııi etes-vous?’’ - Bu sözler kula ğ ımda yankılanmadan nasıl onun hakkında dü ş ünmeye ba ş layabilirim? Bunlar Jacques Derrida’nın, sonra dan arkada ş ğ a -bunu söylerken kendimi ayrıcalıklı hissediyorum - dönü ş ecek olan ş eyin e ş i ğ inde, bana söyledi ğ i ilk sözlerdi. “Alors, qui etes-vous?" Bu sözlerin benim de ğ il, Jacques Derrida’nm söz leri oldu ğ unu açıkça vurgulamak istiyorum, dolayısıyla kimse, yazının ba ş ğ ından yola çıkarak, ona “Qııi etes-vous, Jacques Derrida?’’ diye sormaya veya bu soruya cevap vermeye cüret edece ğ imi dü ş ünmesin. “Qui etes-vo us?” Jacques Derrida’ya asla sormadı ğ ım ve sormayaca ğ ım bir soru. Bunun altını çiziyorum, çünkü Jacques Derrida’nm 9 Ekim 2004’te ölümünün ar dından bugün herkes, ona veya yapıtına ili ş kin kesin bir ş ey söylemek için, onunla veya yapıtıyla ilgili özel bir ayrıcalı ğ a sahip oldu ğ unu, benzersiz bir yakınlık kurdu ğ unu söylemekle ba ş tan çıkmı ş durumda. Hayatı ve yapıtı son bulduktan sonra, ş imdi onun hakkında nihai bir yargıda bulunabilecek olmayı dü ş ünmek ba ş tan çıkarıyor. Maurice Blanchot’nun, Derrida’nm çok iyi bildi ğ i "Dostluk” adlı metnin sonunda söyledi ğ i gibi, bu an, okudu ğ u muz, bildi ğ imiz, hayran oldu ğ umuz dü ş ünürün ölümünün hemen ardından gelen “toplu yapıtlar anı”; "ki ş inin ‘her ş eyi’ yayımlamak, ‘her ş eyi’ söylemek