1754 2 nd International Conference on New Trends in Education and Their Implications 27-29 April, 2011 Antalya-Turkey www.iconte.org Siyasal Kitabevi, Ankara, Turkey, 2011 ISBN: 978-605-5782-62-7 ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK ve SOSYAL UYUM Yrd.Doç.Dr. Demirali Yaşar ERGİN, Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü, Edirne, TÜRKİYE, demiraliergin@hotmail.com Arş. Gör., Burçin Ermeğan, Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü, Edirne, TÜRKİYE, burc_e@hotmail.com Özet Kültürlerarası uyum ve işbirliği çok kültürlü ülkelerde gitgide önem kazanmaktadır. Alt kültürün sosyal uyum seviyesi arttıkça, kültürel varlığını ve gelişimini sürdürmek daha kolay hale gelmektedir. Bu çalışmanın amacı, Yunanistan‟da yaşayan Türk öğrencilerin dahil oldukları bu kültüre uyum becerilerini saptamaktır. Bu bağlamda, Ergin tarafından geliştirilen “sosyal beceri-sınıfa uyum” ve “sosyal beceri-arkadaşlık” ölçekleri ile demografik bilgi formu Batı Trakya‟da öğrenim gören 113 öğrenciye uygulanmıştır. Demografik bilgi formu öğrencinin demografik bilgileri, ailenin sosyoekonomik yapısı, Yunan komşu ve arkadaşları ile ilişkilerini içermektedir. Çalışma sonucunda, içe dönük bir kültürel yapıda yaşayan öğrencilerin sosyal uyum konusunda daha fazla sorunla karşılaştığı görülmüştür. Arkadaşlık uyumu yüksek olan Türk azınlık öğrencilerinin sınıfa uyumları da daha kolay olmaktadır Anahtar kelimeler: Çok kültürlülük, sosyal uyum, sosyal beceri, okula uyum, arkadaşlık GİRİŞ Sosyal gelişim; doğumdan itibaren başlayan, yaşam boyu devam eden, kişinin başkaları ile iyi ilişkiler kurmasını ve içinde yaşadığı topluma uyumunu sağlayan bir süreçtir (Sarı, 2007). İnsan sosyal bir yaratık olduğu için, insanlar bir arada yaşama eğilimi gösterirler. Ancak, bu „bir arada yaşama‟ bazı kişiler için kolayca gerçekleştirilebilir, başarılabilir. Bazı kişiler ise, bunu kolayca başaramazlar; „beceriksiz‟, „ sıkılgan‟, ‟utangaç‟ , „çekingen‟, „ürkek‟, „tutuk‟, „sosyal fobik‟ vb. olarak nitelenirler. Bu farklılık, insanı anlamaya çalışan bir bilim olan psikolojide çözümlenmesi gereken bir problem olarak ortaya çıkar. (Bacanlı, 1999). Psikologlar 1920‟li yıllardan beri sosyal davranışlardaki ustalık, maharet ve beceri konusunu çeşitli kavram ve şekillerle ele almaktadırlar. Bu konudaki en eski ve en yaygın kavram olan „sosyal zeka‟ kavramıdır. Sosyal zeka konusunun „zeka olarak değil de, yetenek ve beceri olarak ele alınması daha uygundur. (Bacanlı, 1999). Trower‟e (1982: 418) göre, sosyal beceri “bir hedefe yönelik, becerikli davranışın ortaya konması sürecidir”. Sosyal beceriler yaşantı veya gözlem yoluyla öğrenilebilmekte, sembolik biçimlere sokularak hafızaya yerleştirilebilmekte ve geri getirilerek kullanılabilmektedir . Sosyal beceriler belli davranışları ifade ederken, sosyal beceri süreci ifade etmektedir. (Bacanlı, 1999). Sosyal yeterlik kavramını sosyal beceriden ayırt etmek güçtür; bazen bu iki kavramın birbiri yerine kullanıldığı, daha doğrusu aralarında ayırım gözetilmediği görülmektedir. Temelde yatan mantık, “kişinin sosyal becerisi varsa, sosyal açıdan yeterlidir” düşüncesidir. McFall „a (1982: 12) göre, yeterlik “belli bir görevde bir kişinin genel performansının niteliği veya uygunluğuna işaret eden genel bir değerlendirme terimidir.” Buna dayanılarak, sosyal yeterlik, bir kişinin sosyal bir görevde (durumda) kişinin performansının uygun olup olmadığının belli bir ölçüte veya ölçüt grubuna gör e değerlendirilmesindeki sonuçtur. (Bacanlı, 1999). Çocukların sosyal yeterliğinin tanımlanmasında öne çıkan tanım ise farklı durum ve ilişkilerde neyin uygun ve etkin olduğuyla ilgilidir.(Çetin, Bilbay, Kaymak, 2001). Sosyal yetenek potansiyeli, sosyal beceri performansı, sosyal yeterlik performansın düzeyini ifade etmektedir.