Gazi Tıp Dergisi / Gazi Medical Journal GİRİŞ Günümüzde son dönem böbrek hastaları için tedavi seçenekle- ri böbrek transplantasyonu, periton diyalizi ve hemodiyalizdir. An- cak transplantasyon için donör sağlanması zorluğu, periton diyalizi için hastanın iyi bir hijyen durumu ve hasta uyumu gerekliliği gibi nedenlerle bu hastaların önemli bir kısmı hayatlarını hemodiyalize bağımlı olarak sürdürmektedir. Hemodiyaliz için gereken venöz ulaşım yolu cerrahi olarak otojen dokular ya da sentetik greftler kullanılarak oluşturulan arteriyovenöz fistüller ya da santral venle- re yerleştirilen kataterler ile sağlanmaktadır. En ideal kalıcı hemo- diyaliz yolu, cerrahi olarak oluşturulan AV fistüller olup mümkün olmadığı durumlarda ikinci tercih yine cerrahi olarak oluşturulan AV greftlerdir. AV fistül ve greftlerin kullanım ömürleri kateter- lere göre daha uzun olup komplikasyon oranları daha azdır ve hemodiya¬liz için daha güvenilir yollardır (1,2). Yeni açılan bir AV fistülün performansı zaman içinde artar ve kullanımdan önce olgunlaşması için en az bir ay, idealde ise üç-dört ay beklemek gereklidir (1,2,3). Kronik böbrek yetmezlikli hastaların diyalize girebilmeleri için ilk kez 1965 yılında subkütan AV fistül açılması, bu alanda atılan büyük bir adımdır ve o zamandan bugüne kadar dünyanın her ye- rinde uygulanan bir yöntemdir (4). Ancak fistüllerin açık kalma sürelerinin çok uzun olmaması halen büyük bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır (5). AV fistül açılan hastalarda sonraki dö- nemde yeni bir fistül gereksinimi olmadan hemodiyaliz progra- mını sürdürebilme oranı %15’den daha azdır (6). Bu çalışmanın amacı kliniğimizde oluşturulan AV fistüllerin erken ve geç dönem açık kalma oranlarını ortaya koymaktır. HASTALAR VE YÖNTEM Ocak 2003 ve Aralık 2005 tarihleri arasında Zonguldak Kara- elmas Üniversitesi araştırma ve uygulama hastanesi kalp ve damar cerrahisi bölümünde ardışık olarak 152 hastada 165 arteriyovenöz fistül oluşturuldu. Olgular retrospektif olarak değerlendirildi. Ol- guların hiçbirisinde sentetik greft kullanılması gerekmedi ve alt ekstremiteler kullanılmadı. Operasyondan önceki 2 hafta süresin- ce fistül açılacak ekstremitenin korunmasına ve intravenöz giri- şim veya enjeksiyon amacıyla kullanılmamasına özen gösterildi. Öncelikli olarak dominant olmayan kol ve uygun olan en distal bölge tercih edildi. Olguların 113’ünde sol ekstremite kullanıldı ve anastomozların 88’i snuff-box veya bilek seviyesinde radiyal arter ile sefalik ven arasında, 25’i sol antekübital bölgede brakiyal arter ile sefalik ven arasında gerçekleştirildi. Sağ üst ekstremitede gerçekleştirilen 52 anastomozun 47’si snuff-box veya bilek sevi- yesinde radiyal arter ile sefalik ven arasında, 5’i sol antekübital bölgede brakiyal arter ile sefalik ven arasındadır. Operasyonlar lokal anestezi altında gerçekleştirilmiş olup anastomozlar snuff- box veya bilek seviyesinde 7/0, antekübital bölgede 6/0 polipro- HEMODİYALİZ AMAÇLI GERÇEKLEŞTİRİLEN ARDIŞIK 165 NATİV ARTERİYOVENÖZ FİSTÜL OPERASYONUNUN RETROSPEKTİF DEĞERLENDİRİLMESİ S. Akın TURAN, Mustafa BÜYÜKATEŞ, Özer KANDEMIR, Elif CEYLAN, Tolga KURT Amaç: Bu çalışmanın amacı hemodiyaliz amaçlı arteriyovenöz fistül ope- rasyonlarındaki deneyimlerimizi, başarı oranlarımızı ve cerrahi teknikleri değerlendirmektir. Hastalar ve Yöntem: Ocak 2003 ile Aralık 2005 tarihleri arasında hemo- diyaliz amacıyla gerçekleştirdiğimiz ardışık 165 arteriyovenöz fistül ope- rasyonunu retrospektif olarak değerlendirdik. Değerlendirme operasyonun tipine, gerçekleştirildiği lokalizasyona ve komplikasyonlara göre yapıldı. Bulgular: Bu ardışık 165 operasyonluk seride greft kullanılmadı. 6 aylık açık kalma oranı Snuffbox, Radiyosefalik ve Brakiyosefalik fistüller için sı- rasıyla %90, %93 ve %93’dür. Komplikasyon oranı %13 olup en sık görülen komplikasyon trombus oluşumudur. Sonuç: Bütün fistüllerde amaç verimli olması ve uzun süre çalışması olma- lıdır. Brakiyosefalik fistüllerin açıklık oranları radiyosefalik fistüllere ben- zerdir. Nativ fistüller hem kolda hem de önkolda başarılı, güvenli ve kolay olarak gerçekleştirilebilirler. Anahtar sözcükler: Hemodiyaliz, Arteriyovenöz fistül. RETROSPECTIVE EVALUATION OF CONSECUTIVE 165 NATIVE ARTERIOVENOUS FISTULA OPERATIONS PERFORMED FOR HAEMODIALYSIS ACCESS Background: The aim of this study was to evaluate our arteriovenous fis- tula experience and success rate and the surgical technique in arteriovenous fistula operations for haemodialysis access. Methods: We retrospectively reviewed 165 consecutive operations for haemodialysis access performed in our department from January 2003 to December 2005. They were evaluated for the type of operation, localization and complications. Results: No grafts were used in this series of 165 consecutive operations. The 6-month patency rates of native fistulas were 90%, 93% and 93% for the snuffbox, radiocephalic and brachiocephalic fistulas, respectively. The complication rate was 13% and the most common complication was throm- bus formation. Conclusion: For all arteriovenous fistulas, the aim should be a long durati- on of patency and productivity. Patency rates of brachiocephalic fistulas are comparable to those of radiocephalic fistulas. Native fistulas are reliable, safe and simple procedures with access sites often available in both the fo- rearm and the upper arm. Key words: Haemodialysis, Arteriovenous fistula. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Kalp ve Damar Cer- rahisi A.D, Zonguldak. ARAŞTIRMA - RESEARCH ARTICLE 2007: Cilt 18: Sayı 2: 74-77 Gazi Tıp Dergisi / Gazi Medical Journal