FİZİK ÖĞRETMENİ ADAYLARININ BAZI EŞ ANLAMLI FİZİK KAVRAMLARINI ALGILAMA DÜZEYLERİ VE KULLANIM TERCİHLERİ: BİR DURUM ÇALIŞMASI Hasan Şahin KIZILCIK 1 , Yasin ÜNSAL 1 1 Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi OFMAE Bölümü Fizik Eğitimi Anabilim Dalı Ankara ÖZET Çeşitli kaynaklarda bazı Fizik kavramlarının iki ya da daha fazla alternatifi bulunmaktadır. Bu durumun, öğrencilerin bu kavramları tanımlama ve algılamalarında bir takım sıkıntılara yol açıp açmadığı ve kavram çiftleri arasında hangilerinin öğretmenler ve ders kitabı yazarlarınca tercih edilmesi gerektiği soruları, bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu amaçla bu çalışmada, fizik öğretmeni adaylarının, seçilmiş bazı eş anlamlı fizik kavramlarını nasıl tanımladıkları, bu kavramların aynı anlama gelip gelmediğinin farkında olup olmadıkları ve hangilerini tercih etme eğiliminde oldukları araştırılmıştır. Çalışmanın örneklem grubu olarak,2005–2006 öğretim yılı bahar döneminde Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Fizik Öğretmenliği Anabilim Dalı üçüncü, dördüncü, beşinci ve artık yıl (5+) öğrencilerinden oluşan gruplar (N U1 = 70; N U2 = 85; N U3 = 84) yer almıştır. Araştırmada üç farklı uygulama (U1, U2, U3) yapılmıştır. Çalışmanın diğer iki ayağını oluşturan ve başka bir çalışmada ayrıntılı olarak rapor edilen U1 ve U2 uygulamalarının sonuçları paralelinde son uygulamanın sonuçları ve genel değerlendirmeler bu çalışmada rapor edilmiştir. Sonuç olarak, U1 ve U2 uygulamaları sonucunda tüm kavram çiftlerine genel olarak baktığımızda tek bir kavram çifti dışındaki diğer tüm kavram çiftlerinde, yabancı kökenli sözcüklerle ifade edilen kavramların genelde daha düşük düzey beceri gerektiren davranışlarda (tek kelime ile karşılama); Türkçe kökenli sözcüklerle ifade edilen kavramların ise genelde daha üst düzey beceri gerektiren davranışlarda (tanımlama ve izah etme) daha etkili sonuçlar verdiği ortaya çıkmıştır. Bu sonuçların öğrencilerin kavram tercihlerini belirlemeyi amaçlayan U3 ile uyumlu olup olmadığı ise yapılan Pearson Korelâsyon Testi Analizi ile yoklanmıştır. Ortaya çıkan ilginç sonuç ise öğrencilerin kavram tercihlerinin genel olarak, o kavramı üst düzeyde tanımlama ya da doğru bir eş anlamla karşılama becerisinden bağımsız oluşudur. Elde edilen sonuç ve değerlendirmelerin özellikle öğretmenler ve ders kitabı yazarları için faydalı olacağı düşünülmektedir. 1. GİRİŞ Tüm doğa bilimlerinin kaynağının fizik olması (Akt.: Aycan ve Yumuşak, 2002) ve tüm mühendislik dallarının fizik prensiplerini kullanması nedeniyle, bu çağda fizik öğretmeni adaylarının yetiştirilmesi her zamankinden çok daha ayrı bir öneme sahiptir. Fakat Fizik, çok korkulan ve başarısız olunan derslerden biridir ve ülkemizde üniversite sınavlarında cevaplama yüzdesi çok düşüktür. Bu sayı 2001 yılında aday başına ortalama 2,89 nettir (Eryılmaz ve Kırmızı, 2002). Öğretim sürecinde en zor şeylerden biri öğretilen konularla toplum arasındaki ilgiyi kurmakken ve Fizik derslerinde bu ilgiyi kurmak nispeten daha kolay olmasına rağmen, bu olumsuz tablo öğrencileri fizik dersinden soğutmakta, bu dersi anlaşılması zor bir ders olarak görmelerine zemin hazırlamaktadır. Bu bakış açısı, ön yargılı bir tutumdur ve maalesef öğrencilerin büyük çoğunluğu bu derse karşı önyargılıdır (Woolnough, 1994; Doğan ve ark., 2002). Dahası, bu önyargının temellerinin ilköğretime kadar gittiği (Oruncak ve ark., 2004) belirtilmiştir. Genel anlamda ülkemizde yüz binlerin önüne geçerek üniversitede lisans eğitimi almaya hak kazanmış olan kalburüstü öğrencilerin de yeterince fizik kavramlarına hâkim olmadıkları ve lisans eğitimi öncesinde çoktan seçmeli test sınavlarına yönelik olarak tek düze yetiştikleri gözlemlenmektedir. Bu gerçekler ışığında her öğretim düzeyinde, öğrencilerin anlamakta zorluk çektikleri konuların ve nedenlerinin araştırılması, yeni model ve öğretim tekniklerinin geliştirilmesi gerekmektedir (Akt.: Aycan ve Yumuşak, 2002; Gök ve Erol, 2002). Şimdiye kadar yapılmış olan Fizik eğitimi araştırmalarında öğrencilerin fizik dersindeki başarılarını etkileyen birçok faktör (mantıksal düşünme yeteneği, görsel yetenek, matematik becerisi ve problem çözme yeteneği gibi) üzerinde durulmuş (Akt.: Kavaz ve Eryılmaz, 2002) ve çeşitli kademelerindeki fizik eğitiminde bir takım sorunlar olduğu (Dreyer, 1992; Bakaç ve ark., 1998; Doğan ve ark., 2002; Doğan ve ark., 2003) ortaya konulmuştur. Son yıllarda yapılan birçok araştırma ise Fizik kavramlarının öğrenciler tarafından doğru olarak algılanabilmesi üzerine yoğunlaşmıştır. Yapılan bu araştırmaların sonuçları öğrencilerin bazı kavramları bilimsel gerçeklerden farklı algıladıklarını ortaya koymuş ve bu tür yanlış algı ve düşünceler kavram yanılgıları olarak alan yazınına (literatür) geçmiştir (Akt: Sencar ve Eryılmaz, 2002). Öğrenciler, okul öncesinde çevrelerinden, doğruların yanında, doğru olmayan kazanımlar da edinirler (Akt: Sencar ve Eryılmaz, 2002). Okul öncesi edindikleri bu düşünce ve inanışların hepsine “öğretim öncesi kavramlar” adı verilmiş ve yapılan çalışmalar, bu kavramların öğrenmeyi büyük oranda etkilediğini ortaya çıkarmıştır. “Kavram yanılgıları” ise eğitim öncesi kavramların bir alt