Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi / The Journal of International Social Research Cilt: 11 Sayı: 57 Haziran 2018 Volume: 11 Issue: 57 June 2018 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 http://dx.doi.org/ 10.17719/jisr.2018.2419 TÜRK KÖYLÜSÜNÜN 1940-1970 YILLARI ARASINDA TÜRK ŞİİRİNDEKİ YANSIMALARI REFLECTIONS OF THE TURKISH PEASANT IN TURKISH POETRY BETWEEN 1940-1970 Erdal BARAN • Öz Devletimizin (Türkiye Cumhuriyeti) son günlerde tarım adına, çiftçiyi desteklemek adına, köyleri yaşanılır bir şekilde, cazip hale getirmek için büyük bir seferberlik içinde olduğu görülmektedir. Köylü olarak nitelediğimiz insanların edebiyatımızdaki yeri de bizim için merak konusudur. Buna istinaden köyden kente göçün devam ettiği şu günlerde Türk köylüsünün edebiyatımızdaki yerini sorgulamak gerektiğini düşündük ve makalemizde, gündemdeki bir konunun öznesi olan Türk köylüsünün, 1940-1970 yılları arasında Türk şiirine yansımalarını tematik/anlamsal bir değerlendirme olarak incelemeye değer gördük. Şairlerimizin şiirler üzerinden Türk köylüsüne yaklaşım tarzını, Türk köylüsünü, hangi yönüyle edebiyata konu olarak seçtiklerini incelemeye çalıştık. Toplumcu Gerçekçilik adına köy ve köylü merkezli şiir kaleme alan kimi yazarların,1940-1970 tarihleri arasında konuya yaklaşım tarzlarının, amaçlarının ve amaçlarına ulaşıp ulaşmadıklarının sorgulaması gerektiğini düşündük. Bugün devletimizin (Türkiye Cumhuriyeti) yatırım politikaları arasında yer alan köy ve köylünün 1940-1970 yılları arasında edebiyatın bir türü olan şiir üzerinden toplumsal hafızamızda bıraktığı izi tespit ederek bundan sonraki süreçte köy ve köylünün, edebi bir esere konu olacaksa, akıbetini bir sorun olarak herkesin sorgulaması gerektiğini düşünüyoruz. Anahtar Kelimeler: Türk köylüsü, Toplumcu Gerçekçilik, Günümüz Gerçeği. Abstract It is seen that in recent days, our country has been mobilized in the name of agriculture, in order to support the farmers, in order to attract the villagers in a livelyway. The place of people we call peasants in our literature is also a curiosity for us. In this context, we thought that we should question the place of the Turkish peasantry in our literature and we wanted to examine the reflections of the Turkish peasantry, which is the subject of a subject on the agenda, between 1940-1970 as a semantic/thematically evaluation of Turkish poetry. We tried to examine the manner in which our poets approached the Turkish peasants through poetry and how they chose the Turkish peasant as the subject of literature. We think that some authors who received village and peasant-centered poetry in the name of socialist realism should question whether the styles of approach to the subject between 1940-1970 reached their aims and purposes. Today our state (Republic of Turkey) investment policies between the villages involved and the peasant from 1940 to 1970 between the years by detecting traces it has left in our collective memory through poetry, a genre of literature villages and villagers in the future, if it will be the subject of a literary work, everyone is questioning the fate of a problem we need to. Keywords: Turkish Peasant, Toplumcu Gerçekçilik (Socialist Realism), Thereality of Today. Giriş Bir sosyal yaşama alanı olan köy ve sosyal ortamların temsilcilerinden biri olan köylü, edebiyatımıza Nâbizade Nâzım’ın “Karabibik” adlı eseriyle girmiş. Ebubekir Hazım Tepeyran’ın “Küçük Paşa”sıyla biraz daha su yüzüne çıkmış, Refik Halit Karay’ın “Memleket hikâyeleri” ile de gülünç ve dramatik yönleriyle ele alınmıştır. Fakat edebiyatımızda köy ve Türk köylüsü şairlerin ve yazarların eserlerinde yeterli ilgiyi görmemiş, yeteri kadar eserlere konu edilmemiştir. Bu ilgisizliğin en önemli nedenlerinden bir tanesi, elit bir zümre oluşturan edebiyat kitlesinin köy ve köylüye dair koymuş olduğu sosyal mesafenin şair ve yazarlarca doğrudan içselleştirilmesi olarak değerlendirilebilir. Geçmişte olduğu gibi bugün dahi çoğunluklaelit zümrenin tüketimine sunulan şiire, renk ve ahenk katacak bir duygu veya imgelemin olmadığı düşünülen köye, köylüye dair söylenecek olanın kısıtlılığı, edebiyatımızda köylünün konu edinilmemesini, edinilme durumunda ise olumsuz yönlerinin yanı sıra dramatik bir görüntü üzerinden tasvirle kaleme alınmasına sebep olmuştur. Aydınlar köylüyü duyarak, anlayarak değil Batı’dan gelen köy edebiyatı yoluyla öğrenmeye çalışıyorlardı. Ama köylüyü kentli aydınlar değil kendi içinden çıkan okumuşlar kurtarabilirdi(Eliçin,2004,233). Bu durum aslında ikinci nedenimizi de haklı göstermeye yetecek bir gerekçedir. Bu bağlamda, Toplumcu Gerçekçi olarak nitelenen belli bir kitlenin varlığını ortaya koyan eserler doğrultusunda sorguladığımızda, bir özentinin uzantısından başka bir şeyin karşımıza çıkmadığını söylemek mümkün. Özenti de olsa Toplumcu Gerçekçilik’i, bir şiir ve edebiyat hareketi olarak ifade etmek gerekirse, sanatçıyı toplumsal bir varlık, dolayısı ile onun eserlerinin de toplumsal bir yaratı olarak gören, • Öğr. Gör., Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Türk Dili Birimi, erdal.baran@gop.edu.tr