Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi / The Journal of International Social Research Cilt: 11 Sayı: 55 Şubat 2018 Volume: 11 Issue: 55 February 2018 www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581 http://dx.doi.org/10.17719/jisr.20185537283 TÜRK ÇİZGİ FİLMLERİNDE KÜLTÜREL KODLAMALAR CULTURAL CODES OF TURKISH ANIMATION FILMS Bahadır UÇAN * Öz Çizgi filmlere dair ilk denemelerin, ilk sinema deneyimleriyle eş-zamanlı gerçekleştiği kabul edilmektedir. Görüntüde “anı” yakalamayı sağlayan fotoğrafın keşfi sonrası zaman-mekân içerisinde bir hareketliliği yansıtmak fikri daha ilgi çekici hale gelmiştir. Bunun üzerine temelde görsel bir yanılsamaya neden olan birtakım araç ve gereçler geliştirilmiştir. Bu çalışmaların ilk denemelerine Edison gibi bilim adamlarının imza atmış olması ise, çizgi filmlerin disiplinler arası bir yapı içerisinde, tekniğin olanakları çerçevesinde gelişebileceğinin somut bir örneğidir. Çizgi filmin ve etki gücünün ise, 20.yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri’nde başlayan pop sanat hareketleri sonrası arttığını söylemek mümkündür. Pop sanat hareketleri ile birlikte medya ve sanat keskin çizgilerle ayrıştırılamaz olmuştur. Çizgi filmler de, medya-sanat yakınlaşmasının güçlü örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki, Mickey Mouse çizgi karakterinin dünya üzerindeki tanınırlığı, çizgi filmlerin medya araçları üzerinden toplumlara ve geniş kitlelere ulaştığını tek başına kanıtlar niteliktedir. Çizgi filmlerin yararlandığı kaynaklar ise temelde “kültür” eksenli olmaktadır. İlk örneklerinden günümüze genel bir perspektifte değerlendirildiğinde çizgi filmlerin kültürel unsurlar içerdiği, yaratım süreçlerinde sözlü ve yazılı kaynaklardan, destanlardan, masallardan, vb. kültüre dair hemen tüm olgulardan faydalanabildiği söylenebilir. Örneğin, Stüdyo Ghibli’nin ürünü olan bir çizgi filmde sözgelimi Muromaki dönemi Japon toplumu anlatılırken, Pixar yapımı bir başka çizgi filmde Amerikan aile yapısının izlerini kolaylıkla fark etmek mümkündür. Dolayısıyla çizgi filmler, yalnızca çizgisel üslup ya da teknik farklılıklar ile değil, toplumsal bakış üzerinden de birbirlerinden ayrışmaktadırlar. Çizgi filmlerdeki bu tür farklılıklar ya da benzeşmeler kurallaşmış yapıları, kurallar da kodlamayı oluşturur. Örneğin silindir şapkalı bir karakter tasviri, izleyicide politikacı çağrışımı yapmakta ya da “kötü kalpli” karakterler çatık kaşıklı, kirli sakallı, vb. resmedilmektedir. Ortaçağ dönemini ele alan bir çizgi filmde de, çizgi karakterler ve çizgiye dair tüm unsurlar izleyicinin görsel algısında yer edinebilmesi için, tarihsel koşullara uygun betimlenir. Böylelikle izleyici, henüz karakterle ilgili öyküsel bir içerikle karşılaşmadan bir tanımlama geliştirir. Çizgi filmlerde bu tür genel kurallar ve kodlamalar kullanılabildiği gibi, çizgi filmin kendisine has birtakım kodlamalar içermesi de mümkündür. Kültürel kodlamalar ise, kültür kavramı ekseninde şekillendirilen kurallar sisteminin bütünüdür. Bu çalışmada, Türk çizgi filminin kültürel kodlamalar üzerinden incelemeye tabi tutulması hedeflenmektedir. Çizgi film örnekleri olarak Evvel Zaman İçinde (1951), Amentü Gemisi Nasıl Yürüdü? (1969), Nasreddin Hoca (1990), Pepee (2008-), Keloğlan (2009-) ve Dede Korkut Hikâyeleri (2014-2015) üzerinden değerlendirmelerde bulunulmuştur ve çalışma, bu örnekler ile sınırlandırılmıştır. Türk çizgi filmlerindeki kültürel kodlamalar, mitoloji, destan, milli ve dini unsurlar, çizgi filmlerdeki teknik özellikler ve hikâye kurguları göz önünde bulundurularak ele alınmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çizgi Film, Kültür, Kodlama, Dede Korkut, Keloğlan, Nasreddin Hoca. Abstract The very first trials in area of cartoon were noticed during the same periods of first cinema attempts. After the discovery of photography, which provides us to obtain the moments in images, the idea of reflecting the movement in time-space relation drew attention. In this purpose, some devices and tools were invented based on visual illusion. The first experiments in this direction were conducted by scientists as Edison. It is a tangible example of cartoons’ unevitable reality that they have to be producted and developed interdisciplinary, with technological advances and assistance. Historically, the power and influence of cartoons over people had increased after 20th century with pop art movements in USA. The boundaries between media and art blurred with pop art movements. In this sense, cartoons became strong media tools. The worldwide popularity of Mickey Mouse indicates the influence of cartoons over societies, clearly and the sources of cartoons are based on “culture”. From the first samples of cartoons to today, they have cultural contents as oral and written sources, tales, epics, mythological units, etc. As an example, in a production of Studio Ghibli, Muromachi periods of Japanese myhtology are undertaken, and differently, living habits of classical American families are analyzed in a Pixar movie. Therefore, cartoons can be distinguished not only by differences on drawing styles or technics, also with the perspectives of differing societies. In this study, it is aimed to analyze Turkish cartoon through cultural values. Evvel Zaman İçinde (Once Upon A Time) (1951), Amentü Gemisi Nasıl Yürüdü? (How to Float Credo Ship?)(1969), Nasreddin Hoca (Hodja) (1990), Pepee (2008-), Keloglan (2009-) and Dede Korkut Hikâyeleri (Stories of Dede Korkut) (2014-2015) are the examined samples of Turkish cartoon. It is aimed to evaluate the cultural codes of Turkish cartoon which are mythology, legends, folcloric and religious elements, etc. with technical features and scenarios. Keywords: Cartoon, Culture, Coding, Dede Korkut, Keloglan, Nasreddin Hodja. GİRİŞ İletişim sürecinin unsurları gönderici, medya, kanal, ileti, kod ve alıcı olarak sıralanabilir. Medya aracılığıyla oluşturulan iletiler, iletişim kanalları ile alıcı kitleye aktarılır. Alıcı kitle konumundaki * Arş. Gör. Dr., Yıldız Teknik Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, bucan@yildiz.edu.tr