Bir Yaşam Stratejisi olarak Benzerlik Tahayyülü: Suriyeli Göçmenlerin Gaziantep-Halep Karşılaştırması Üzerine Muhsin Soyudoğan İlkbahar oldu mu Antebe Suriyeli halipciler 41 gelirlerdi. Halipçi keçileri, uzun kulaklı, bol süt veren bir cins keçilerdi. 42 Bunlar sabah erken sürülerini Antebin muhtelif caddelerine getirirler, çatı denen büyük tahta küleklere sağarlar, hem sağdıkları yerde satarlar, hem de baklavacılara, perakende süt satıcılarına satarlardı. Bu sürüler iki saat içinde sağılır biter, sonra yaylım yerine götürülürdü. Caddede bıraktıkları kihlar külhancılar tarafından süpürülür, ağzı kasnaklı kıl hararlara doldurulur, götürülür, hamam damlarına serilir, kurutulur, tezek gibi külhanlarda yakılır, hamam suyu ısıtılırdı. Ne Antepte, ne Halepte otlak olmadığı için halipçi sürüleri kışın çöle götürülür orada otlatılırdı. Yazın da çeşitli şehir otlaklarında otlatılırdı. Halipçiler bahar müjdecisi idiler. Onlar gelince ağaran çoğalır, memleket sevince kavuşurdu. Hem bahar, hem süt, yoğurt, peynir bolluğu bereket saçardı. Halipçiler Arap oldukları için südü: -Halooop ya halip! deye satarlardı. Onlara bakarak bizim seyyar süt satıcı Türkler de böyle satarlardı. Sonra Gaziantepli genç Türklerin 43 etkisi üzerine hükümet bu arapça satışı yasakladı (Çiftçi & Yener, 1971, s. 61). Bugün, Suriye’de yaşanan iç savaşla birlikte yerini yurdunu terk edip Gazian- tep’e sığınan ve karşımıza “soğuk birer yabancı olarak” çıkan Suriyelilerin, bir za- manlar bu şehirde baharın müjdecisi olarak görüldüklerini duymak muhtemelen birçokları için şaşırtıcı gelmiştir. Hakeza Gaziantep’in 20. yüzyılın başlarındaki du- rumuna ilişkin ilk elden derli toplu bir bilgi arayan meraklı bir kişinin bakacağı en önemli kaynağın belki de Halep Vilayeti salnameleri 44 olduğunu duymak da öyle. Bu yıllıklar, yeni neslin çoktan unuttuğu, ulus devlet inşasıyla birbirine yabancılaşan iki kentin, iki toplumun tarihi birlikteliğinin son vesikalarıdır adeta. Antik çağlarda kurulmuş olan Halep (Marcus, 2013, s. 35), Antep’i de içine alan bölgenin doğal başkenti konumunda olmuştur hep. Antep (Ayntab) ise, 5. yüz- yılda Dülük’ün harap olmasıyla Bizanslılar tarafından Müslüman Arap saldırıları karşısında bir sınır kalesi olarak inşa edilmişti (Özdeğer, 1988, s. 3). Abbâsîlerin 7. yüzyılda Bizans topraklarına doğru genişlemesiyle Müslümanların eline geçen 41 Arapça’da süt anlamına gelen “halib” kelimesine Türkçe yapım ekinin getirilmesiyle oluşturulan “ha- lipci”, sütçü anlamında kullanılmıştır. 42 Süt verimliliği için yakın bir zamanda yetiştiricilerin tekrar keşfettiği meşhur Halep keçisi. 43 Jön Türkler. 44 Bu kaynak için bkz. (Eroğlu, Babuçoğlu, & Köçer, 2017).