30 Birtakım ortak kültürleri paylaştı- ğımız coğrafyadaki çeviri faaliyetlerine baktığımızda altı önemli çeviri kavşa- ğından bahsetmek mümkündür: Bağdat merkezli çeviri hareketi, Endülüs’te To- ledo hareketi, Mehmet Ali Paşa dönemi, Osmanlı’da Tercüme Odası, Cumhuriyet döneminde Tercüme Bürosu ve TEDA Projesi. Geldiğimiz noktayı değerlen- dirmek açısından bu önemli kavşaklar- dan bahsetmek faydalı olacaktır. 9. ve 10. yüzyıllarda ortaya çıkan Bağdat merkezli çeviri hareketi, önemli bir kültürel dönüşüm yaratır. Başta An- tik Yunan olmak üzere dönemin küre- sel kültürü konumundaki Fars ve Hint düşüncesinin, biliminin ve kültürünün, Arapçaya ve Süryaniceye çevrilmesi bir taraftan antik kültürün yok olmasını önlerken diğer taraftan da İslam dü- şüncesinin gelişip dönüşmesini, göre- celi bir özgürlük ve hoşgörü ortamının oluşmasını sağlar. İbnu’l-Batrîk, Yuhan- na bin Maseveyh, Kusta bin Luka, Hu- neyn bin İshak, İshak bin Huneyn, Sabit bin Kurre ve İbnu’l-Mukafa gibi onlarca çevirmen yüzlerce eser bırakır ve İslam felsefesinin ve kelam disiplininin oluş- masına öncülük eder. Sonraki çeviri hareketi Endülüs’te ortaya çıkar. Üç yüzyıl boyunca Arap- ların egemenliğinde kalan Tulaytile (Toledo), İspanyollar tarafından ele ge- çirildikten sonra bu şehirde Arapçadan Latinceye ve diğer yerel dillere çeviriler yapılmaya başlanır. Afrikalı Konstantin, Dominicus Gundissalinus, Gerard de Cremone, Michel Scot ve Moses ben Sa- muel ibn Tibbon, Arapçadan Latinceye çeviri yapan çevirmenlerden birkaçıdır. Toledo merkezli çeviri faaliyetleri diğer şehirlere de yayılır. Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman çevirmenler tarafından gerçekleştirilen çeviriler hem Antik Yu- nan’dan çevirilerin hem de Müslüman filozofarın bunlara yaptığı şerhlerin kaybolmasını önler. Mehmet Ali Paşa dönemi de çeviri açısından önemli bir kavşak olarak ka- bul edilebilir. Aslında daha öncesinde Napolyon’un Mısır seferi, bu dönemdeki çeviri hareketi için ilham kaynağı oluş- turur. Napolyon Mısır’da yalnızca üç yıl kalmasına rağmen işgalin etkisi derin olur. Napolyon ordusunun Mısır’da bi- lim, kültür ve sivilleşme alanındaki uy- gulamaları, Napolyon sonrası dönemde işbaşına geçen Mehmet Ali Paşa’nın da çeviriyi desteklemesine vesile olur. Mehmet Ali Paşa için çeviri, kendi “ imparatorluğunu” kurmak için aske- ri ve bürokratik modernizasyonun bir parçasıdır aslında. Bu nedenle onun dönemindeki Türkçe ve Arapça dil çifti arasındaki çeviri çalışmaları bürokra- tik, askeri yazışmalar ve yasa madde- lerindeki değişikliklerle sınırlı kalır. Sonrasında Mısır’da Arapça ve Türkçe Başka Dillerde Türk Edebiyatı Mehmet Hakkı Suçin