Bir Sömürgeleştirme Süreci Olarak Filistin Sorunu: İsrail ve Filistin İşçi Sınıfarı Açısından Bir Bakış Recep Akgün Arş Gör.,Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü, TÜRKİYE Sorumlu Yazar Geliş Tarihi : April 30, 2010 e-posta: rcemal@gmail.com Kabul Tarihi : June 11, 2010 Özet Bu çalışmada, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nden günümüze İsrail ve Filistin işçi sınıfarının gelişimine odaklanarak tarihsel bir perspektife, bugün Filistinlilerin yaşamları açısından bir trajedi yaratan Filistin Sorunu’nu ele alınmaktadır. Filistin Sorunu’nun, Yahudilerin 1882 yılında Osmanlı İmparatorluğu yönetimi altındaki Filistin’e göç etmesiyle Filistin’de başlayan sömürgeleştirme sürecinin sonucu olduğundan hareketle, ilk olarak Siyonizmin ve İsrail’in sömürgeleştirme faaliyetleri anlatılmaktadır. Daha sonra, Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren İsrail ve Filistin işçi sınıfarının gelişimi incelenmektedir: Anahtar sözcükler: Filistin Sorunu, Sömürgeleştirme, İsrail işçi sınıfı, Filistin işçi sınıfı, İsrail-Filistin Çatışması Abstract In this study, Palestine Question which today gives birth to a tragedy in Palestinians lives is dealt with through focusing on the development of Israeli and Palestinian working class from Ottoman Empire era to nowadays. Considering this fact that Palestine Question is the result of colonization process which started after the Jewish immigration to Ottoman Palestine in 1882, frstly the colonization activities of Zionism and Israel is told. Then, since Ottoman era the development of Israeli and Palestinian working class is explored: Key words: Palestine Question, Colonization, Israeli Working Class, Palestinian Working Class, Israeli-Palestinian Confict GİRİŞ Diplomatik görüşmelerle kronik çözümsüzlük halini almış olan Filistin sorunu, Filistinlilerin yaşamlarının her alanı açısından trajik bir duruma yol açmaktadır. Bu trajik hal, İsrail’in hem Batı Şeria ve Gazze Şeridi üzerinde devam eden ekonomik ve siyasi kontrolü hem de Gazze Şeridi’nin dünyayla olan tüm bağlarını kesmesi ve Batı Şeria-İsrail arasında inşa ettiği kilometrelerce uzunluktaki Ayırma Duvarı’nın ortaya çıkardığı etkilerle, milyonlarca Filistinli’nin gündelik yaşamlarını sürdürmelerini zorlaştırmasıyla kendini göstermektedir. Bütün bunların sonucuna genel bir biçimde bakıldığında, Batı Şeria ve Gazze’de yaşayan milyonlarca Filistinli’nin kendi kaderlerini tayin edemedikleri bir siyasal aygıttan yoksun oldukları, yoğun işsizlik ve yoksulluk oranına ve kıstırılmışlık hissine sahip oldukları görülür[2]. İsrail’in Filistinlilerin yaşamları üzerindeki derin etkisi Batı Şeria ve Gazze ile sınırlı kalmamaktadır. İsrail’de yaşayan ve nüfusun yaklaşık beşte birini oluşturan Filistinli azınlık da, İsrail ekonomisinin yedek işgücünü oluşturmakta ve birçok etnik haktan yoksun bir biçimde apartheid rejimi altında yaşamaktadır [3]. Öte yandan, Siyonist ideolojinin etkisiyle ve aygıtlarıyla Araplar tarafından Hitler’in gerçekleştirdiği soykırıma uğrayacakları paranoyasıyla Filistinlilere karşı bir düşmanlık besleyen ve gittikçe içine kapanan İsrail toplumu, [4] Filistinlilerle karşılaştırıldığında daha iyi yaşam koşullarına sahiplerdir. İsrail ve Filistin toplumları arasındaki bu fark, Frantz Fanon’un sömürgeleştirilmiş ülkelerin manici yani sömürgeleştirenle sömürgeleştirilenlerin yaşam alanlarının bir eşitsizliklik ve ayrımcılık temelinde ikiye bölünmüş bir dünya olduğu yolundaki tespitini anımsatmaktadır [5]. Albert Memmi de bu dünyayı sömürgeleştirenin sömürgeleştirilen halka oranla ayrıcalıklı olduğu biçiminde resmeder [6]. Bütün bunlardan hareketle, her ne kadar iki halkın mensupları farklı coğraf ve yerleşimsel mekânlarda yaşasa da, İsrailliler ve Filistinliler arasındaki ilişkinin, sömürgeleştirilen bir halkla sömürgeleştiren bir halk arasındaki hiyerarşik ve etnik olarak bölünmüş olan ilişkiye benzediği söylenebilir. Her ne kadar, 1993 yılında başlayan Oslo Barış sürecinin ardından, İsrail, Batı Şeria ve Gazze’yi İsrail’den çeşitli araçlarla ayırmaya çalıştıysa da, Batı Şeria ve Gazze’nin İsrail’e ekonomik bağımlılığı ve devam eden işgal koşulları altında, iki toplumun ekonomi ve siyasetlerinin iç içe geçmiş olması gerçeği nedeniyle, İsrail ve Filistin toplumları birbirlerinin kaderini etkilemektedir. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, her iki halkın da kendi içlerinde çeşitli toplumsal tabakalaşma biçimleri ve bölünmelerin varlığıdır. Özellikle Afrika ve Ortadoğu ülkelerinden göç ederek İsrail’e yerleşen Sefarad Yahudileri, Avrupa ve Rusya’dan Journal of Alternative Perspectives in Human Sciences 1 (1): 35-52, 2010 ISSN: 1309-4718, www.nobel.gen.tr