SESSION 5B: Bölgesel Ekonomiler I 271 Kırgızistan Ekonomisi İçin İkiz Açık Hipotezinin Test Edilmesi Testing the Twin Deficit Hypothesis for Kyrgyzstan Economy Dr. Damira Baigonushova (Kyrgyzstan-Turkey Manas University, Kyrgyzstan) Abstract Twin deficits hypothesis suggests that there is a positive relationship between budget and current account deficits. The present study examines Twin Deficits Hypothesis over the period of 2005:01–20013:12 in Kyrgyzstan by using Vector Autoregressive Model technique. The results show that there are relationships between government expenditure, export and import. The causalities are from government expenditure to export and import. These results confirm the Keynesian view, which asserts the existence of twin deficits, meaning that the state budget deficit at weak real economy, in an open economy, increase imports, which is the cause of twin deficits in the economy of Kyrgyzstan. To solve the problem of twin deficits, the state must pursue an active foreign trade policy in addition to fiscal policy, as it is proven empirically the state budget deficit has a big impact on trade deficit, but not the main factor of trade deficit. 1 Giriş Bir ülkenin bütçe dengesi ve cari işlemler dengesi o ülkenin makroekonomik istikrarının önemli göstergeleri arasında yer almaktadır. Bu çerçevede maliye politikası neticesinde ortaya çıkan bütçe dengesizliklerinin ekonomi üzerindeki etkileri konusunda 4 ayrı bakış açısı mevcuttur. Onlardan ilki Neo-klasik yaklaşımın üç önemli öğesi bulunmaktadır. Bunlardan ilkine göre her birey tüketim miktarını zamanlararası tüketim optimizasyonu yaparak belirlemektedir. İkincisine göre bireylerin sınırlı (beklenen) yaşam süreleri vardır. Üçüncüsüne göre de her süreçte piyasa temizlenmesi (market clearing) sağlanmaktadır. Neo-klasikler’e göre tüketim yaşam boyu gelirin bir fonksiyonu olduğundan yaşam boyu gelirin artması tüketimin de artmasını sağlayacaktır. Eğer ekonomi tam istihdamdaysa (üçüncü varsayım gereği) artan tüketim tasarrufların azalmasına yol açacak, bu durum da faizlerin artmasına, böylece de özel sermaye birikimi üzerinde dışlama etkisi (crowding out) yaratılmasına sebep olacaktır. Birçok iktisatçı böyle bir sonucun ekonominin geneli için oldukça zararlı olduğu noktasında hem fikirdir. Böylece Neo-klasik görüş özellikle geçici bütçe açıklarının, (tüketim düzleştirmesi nedeniyle) ekonomiye oldukça küçük ve ihmal edilebilir etkileri olduğunu, sürekli bütçe açıklarının ise sermaye birikimini engelleyerek ekonomi üzerinde olumsuz etkilere yol açtığını belirtmektedir (Bernheim, 1989: 57-59). İkincisi Geleneksel Keynesyen görüş, Neo-klasik yaklaşımdan iki temel noktada ayrılmaktadır. I) Miyopluk hipotezi (myopia hypothesis) basitçe uzağı görememe olarak tanımlanabil ir (Dornbusch ve Fischer, 2004: 314). Buna göre bireyler, örneğin bugünkü bir vergi indiriminin gelecekteki etkilerini yeterince değerlendirememekte ve anlayamamaktadırlar. II) Likidite sınırlılığı tüketicilerin bugün daha çok tüketebilmek için borçlanma olanaklarının olmadığını ifade eder (Mankiw, 2002: 417). Keynesyen görüşe göre bireyler harcanabilir gelirlerinden tüketime oldukça yüksek miktarda pay ayırabilmektedirler. Dolayısıyla vergilerdeki geçici bir düşüş toplam talebi hemen artırıcı ve önemli bir etki yaratmaktadır. Ekonomi eksik istihdamda ise toplam talep artışı milli geliri çarpan etkisiyle artıracak ve böylece bütçe açığı hem tüketimi hem de milli geliri uyardığından tasarruflarda ve sermaye stokunda ters yönde bir değişimi gerektirmeyecektir. Neoklasikler’in aksine, birçok Keynesyen, bütçe açıklarının özel yatırımları dışlama etkisinden ziyade bunları artırıcı (crowding in) etkisinin olduğunu belirtir (Eisner, 1989: 83). Keynesyenler bu durumu devlet yatırımlarının özel yatırımların marjinal verimliliğini artırmasına bağlarlar. Çünkü devlet yol, köprü ve havaalanı gibi altyapı yatırımları yaparak özel yatırımların etkinliğini ve verimliliğini artırır. Sonuçta, doğru zamanlanmış açıklar faydalı sonuçlar sağlayabilecektir. Üçüncüsü de Parasalcı (Monetarist) Yaklaşım. Bu yaklaşıma göre bütçe açıklarının ekonomi üzerindeki en önemli etkisi toplam harcamaların artması ve ekonominin tam istihdamda olmasından dolayı bu talep artışının enflasyonist baskı yaratmasıdır. Bütçe açıklarının hangi yoldan finanse edildiği hiçbir şeyi değiştirmez. Dördüncüsü de Ricardocu Yaklaşım. Bu yaklaşıma göre birbirini takip eden nesiller kaynak transferi anlamında birbirlerine bağlıdırlar. Bu durumda tüketim, şu an itibariyle vergi mükellefi olan bireyin ve onun tüm torunlarının kaynaklarının toplamının bir fonksiyonu haline gelir. Böylece analizde sadece bugünkü tüketiciler değil onların çocukları ve torunlarını da kapsayan tüm aile kaynakları (gelirleri) işin içine katılır. Bütçe açıkları geleceğe ertelenmiş vergi ödemelerinden ibaret olduğundan ailenin kaynaklarında bir değişme olmaz ve bu yüzden de açıklar makroekonomik bir etki yaratmaz (Bernheim, 1989: 56). Özellikle devlet harcamasının borç ya da vergiyle finansmanının faiz oranı, yatırım, milli gelir, tasarruf vb. üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır (Barro, 1979: 940). Ricardocu Yaklaşım hariç diğer teoriler bağlamında, özellikle Keynesyen teori açısından ele alındığında bütçe açıklarının cari işlemler üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Dışa açık bir ekonomide genişletici maliye