SESSION 2C: Büyüme 339 Lewis’in İki Sektörlü Büyüme Modeline Çin Özelinde Bakış: Büyümenin Sınırlarına Gelindi mi? A Glance of China with Lewis' Two Sector Growth Modelling: Has Been Reached to Growth Limit? Prof. Dr. Murat Nişancı (Erzincan University, Turkey) Prof. Dr. Selahattin Sarı (Beykent University, Turkey) Ph.D. Candidate Aslı Cansın Doker (Erzincan University, Turkey) Assoc. Prof. Dr. Ahmet Alkan Çelik (Beykent University, Turkey) Prof. Dr. Ömer Selçuk Emsen (Atatürk University, Turkey) Abstract The growth model developed by Lewis depends on availability of cheap and sustainable labor and this can be explained by a country on the path of industrialization, rural / urban population in the agricultural sector / industry is the labor store. In this approach, which is based on in particular the labor-intensive growth model, the labor demand that the investments will need, will be met by the rural labor store. In Lewis's model, it is important to prevent uncontrolled migration to the urban area in order for the mechanism to function. This, however, is only possible with a very authoritarian government aspect. In this framework, China's industrialization process is worthy of examination in the Lewis model's perspective. In the study, urbanization and its dynamics were analyzed in China between 1960 and 2015 by RStduio programming. Thus, research has been conducted on how long the industrialization of China, which constitutes the dynamics of economic development, can be sustained by the function of rural workforce storage. According to the analysis by the HoltWinters method, it can be said that the Chinese economy's growth form based on the labor store will continue for the next 20 years. However, according to findings, it can be argued that when China reaches the limits of this growth form, socio-economic inertia will become inevitable if it does not push the capital-intensive and transition to technology-containing growth phase. 1 Giriş Arthur Lewis’in iki sektörlü büyüme modeli sınırsız emek arzı ile ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği üzerine inşa edilmiş bir modeldir. Modelde sınırsız emek arzı ile ifade edilen olgu kırsal alanda ve dolayısıyla tarım sektöründe bulunan gizli işsizlik üzerine inşa edilmiştir. Buna göre kırsal alandaki gizli işsizlik, kentsel alanda bulunan sanayi sektörünün gereksinim duyduğu işgücünü temin etme deposu konumundadır. Mekanizma bu şekilde işlemediğinde, çok önemli denilebilecek bir olumsuz yansımanın ortaya çıkması kuvvetle muhtemeldir. Buna göre kırsalın itmesi ve böylece kentin cazibesi neticesinde kırdan kente göçün kentsel alanda işsizliğin artmasını tetikleyerek Lewis’in ücret mekanizmasının işlerliğinin bozulmasına yol açmasıdır. Zira kademeli göç ya da kentsel alanda ihtiyaca binaen ortaya çıkacak göç olgusu sanayi kesiminde ücret mekanizmasını bozucu bir işleve yol açmayacağı gibi kentsel alanda negatif dışsallıkların doğmasını da önleyici bir fonksiyon işlevi göreceği açıktır. Lewis’in kontrollü nüfus akış mekanizmasının, yani kentte yatırımlar artıp işgücüne talep artmasına bağlı bir şekilde işlerliğinin ortaya çıkabilmesi ya çok bilinçli bir toplumda veyahut da oldukça otoriter sistemlerde ancak mümkün kılınabilir. İlk koşulun ortaya çıkması oldukça güçtür. Zira bilinç düzeyinin yükselebilirliği iktisadi gelişmişlik düzeyi ile doğru orantılıdır ve burada az gelişmiş ülkelerin kalkınmasına yönelik reçete olarak öne sürülen modelde böyle bir bilinç düzeyinden yoksunluk belirgin bir şekilde gözlenmektedir. Dolayısıyla ikinci koşul, yani otoriter bir devlet anlayışına dayalı kentleşme sürecinin varlığında Lewis modelinin işleyeceği söylenebilir. Bu türden bir devlet anlayışına ise günümüzde Çin örnek olarak verilebilir. Bilindiği gibi Çin Halk Cumhuriyeti Mao ile başlayan komünist yapısını 1979’da özellikle dış ekonomik ilişkilerde kontrollü biçimde liberalize etmesine rağmen, hâlihazırda oldukça otokratik bir devlettir. Öyle ki, çocuk edinmeden eğitim planlamasına, turistik seyahatten ikamet edilen yeri değiştirmeye kadar oldukça kontrollü devlet uygulamaları; ancak Çin’de söz konusudur. Dolayısıyla Lewis modelinin mantığı gereği, kırdan kente göç olgusunun frenlenebilirliği, mekanizmanın işlemesi açısından önem arz eder ve bu da Çin’deki otokratik uygulamalarla mümkündür. Çin’in 1960’lardaki ekonomik yapısı değerlendirildiğinde, kırsal nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının %80’in üzerinde, tarım sektörünün GSYİH içindeki payının %40’larda ve kişi başı gelirin ise 80 dolar olduğu görülmektedir. Liberalizmi özellikle dış ekonomik ilişkilerde deneyim etmeye başladığı 1980’lerde bu profilin hemen hemen benzerlik gösterdiği dikkat çekmektedir. 2015’e gelindiğinde ise, kırsal nüfusun payı %45’lere gerilemiş, tarımın ulusal gelirdeki payı ise %9’lara çekilmiş ve kişi başı gelir ise 8 bin dolara merdiven dayamıştır. Çin muazzam denebilecek bu büyüme performansını frenlenmiş tüketim ve dolayısıyla yüksek tasarruf ve yabancı sermaye çekme yeteneği ile sağlarken; adeta dünyanın fabrikası unvanını almıştır. Çin’de iç tasarruflar ve dışarıdan