1 Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kadın Çalışmalarında Disiplinlerarası Buluşma Sempozyum Bildiri Metni 5. Bölüm Kadın ve Edebiyat HELENE TROYA’DA DEĞİLDİ Dr. Nesrin Eruysal Bu bildiri 20. yüzyılın en önemli şiir akımlarından biri olan İmgeci şiirin seçkin temsilcilerinden Amerikalı şair H.D.’nin (Hilda Doolittle) Helene Mısırda adlı, üç bölümden oluşan uzun şiirini Analitik Psikoloji’nin kurucusu Carl Gustav Jung’un anima ve animus arketiplerinin ışığında irdelemektedir. H.D. kadın sorunsalı üzerinde düşünürken, tüm çağları temsil edebilecek bir imge arar ve bunu Troyalı Helene’nin trajik yaşam öyküsünde bulur. Gnostik ve Kabalistik metinlerde Bilge Sophia ve Şhina olarak karşımıza çıkan Helene, Tanrı tarafından yeryüzüne sürgüne gönderilen, düşmüş bir varlığı temsil etmektedir. 20. Yüzyılın en görkemli epik şiirlerinden biri olarak tanımlanan Helene Mısır’da asla Troya’ya ayak basmamış olan Helene uğruna çarpışarak ölen erkeklerin trajik öyküsünün anlatıldığı Palinode adlı bölümle başlar. Bir imge uğruna yaşamlarını yitiren bu savaşçılar aslında kendi bastırılmış animalarına ya da başka bir deyişle içlerindeki dişil imgeye karşı savaşmışlardır. Şiirin Leuke ve Eidolon adlı diğer bölümlerinde ise Helene ve Akhilleus’un ruh imgeleriyle yüzleşerek, bireyleşme sürecini tamamlamaları anlatılmaktadır. H.D. öznel tarihini anlattığı Armağan adlı yapıtında Tanrı Baba’ya adanmış her tapınağın oymalı üst yüzeyinin altında, Meryem’e, anneye ait karanlık bir mağara ya da mahzen bulunduğunu yazar. Bu karanlık mahzen ya da yeraltı dünyası erkek egemen yapıların altında gizlenen dişi söylemin temsilcisidir. Alicia Suskin Ostriker Feminist Tradition and the Bible / Feminist Gelecek ve İncil adlı kitabında H.D.’nin dişi söylemi ustalıkla ortaya koyduğundan söz eder: “Babanın yasasının altında ya da içinde, annenin sevgisi H.D.’nin Üçlü’deki arayışının ruhsal ve etimolojik nesnesidir.” (Ostriker 1993, 71) H.D., Baba ve Oğul tapıncının altında gizlenen kadim Anne tapıncını şiir aracılığıyla yeniden canlandırmaya çalışır. Küsnacht’ta Klinik Hirslanden’de tedavi gördüğü dönemde, Ezra Pound’u anımsamak için yazdığı End to Torment: A Memoir of Ezra Pound /Acı Çekmeye Son: Ezra Pound İçin Bir Anma Yazısı adlı kitabının 11 Haziran 1958 Çarşamba gününe ait sayfasında H.D. doktoru Eric Heydt’in kendisine Heidegger’in die drei Ekstasen der Zeitlichkeit saptamasından söz ettiğini yazmıştır. (H.D. 1979, 55) Geçmiş, bugün ve gelecek bir anımsama anında bir araya gelmekte ve anımsayış bir tür kendinden geçişe yol açmaktadır. Bu bir bütünleşme arayışı değildir, dağılmış parçaları bir araya getirme amacını taşımaktadır. H.D.’nin ısrarla korumaya çalıştığı anılar yalnızca kişisel anıları değildir, o insanlığın ortak belleğinde uyuklayan anıları ve kahramanları da şimdiye taşımak