341 JTS / TUBA Özel Sayı I Kutadgu Bilig’de Bahar Tasvirinin Türk Edebiyatındaki Yeri: Bahar Tasviri Bir Bahariye Midir? Mehmet Vefa NALBANT Giriş 11. yüzyılda Türk kültürünün etkisi altındaki bölgelerde İslam’ın yaygınlaşmasıyla yeni bir edebî yazı dilinin gelişmeye başladığı ve bu edebî yazı diliyle sonraki dönemlerde gelişmeye devam edecek İslamî Türk edebiyatını etkileyecek eserler verildiği görülmüştür. Kutadgu Bilig (KB) ve Atabetü’l-Hakayık’ın edebî eserler olarak Divanu Lugati’t-Türk, Kur’an tercümeleri ve başka sivil yazılı belgelerden ayrıldığı görülür. Atabetü’l-Hakayık’ın da Kutadgu Bilig’in etkisinde yazıldığı düşünüldüğünde, Kutadgu Bilig’in dönemin tek örnek edebî eseri olduğu kolaylıkla söylenilebilir. Kutadgu Bilig, daha önceki yazılı ürünlerde görülmeyen yeni nazım şekli ve içeriğiyle sonraki yüzyıllarda hem Orta Asya’da hem de Anadolu’da büyük gelişme gösterecek edebî yazı dilleri için de örnek bir eser olarak kalmıştır. Kutadgu Bilig, Arap ve Fars edebiyatında kendine yer bulmuş mesnevî nazım şekliyle kaleme alınmıştır. Bu nazım şeklinin kullanılmasında Yusuf’un bir kültür yarışı içinde bulundukları İran edebiyatının şaheseri Şahname’ye karşı onun üslubuyla bir üstünlük arayışı içinde olması da etkili olmuştur. Birçok dinî düşüncenin beslediği fakat temel dinamikleri değişmeyen Türk kültürünün ve bu arada devlet anlayışının, ötekinin (İran/Firdevsi Şahnamesi) eserine öykünerek ortaya konması Yusuf’un kendi kültürünün güçlülüğüne inancını gösterdiği bir gerçektir. Her ne kadar Şahname’nin etkisi altında ve bu eserin yazıldığı mesnevî nazım biçimiyle yazılmışsa da Kutadgu Bilig bu nazım biçiminin yüzyıllar içinde şekillenen bölümleri dışında işlediği konu ve konunun ele alınışı bakımından Firdevsi’nin Şahname’sine benzememektedir. Yusuf’un kendi eserine Türk Şahname’si olarak ad verilmesinden bahsetmesi, her ikisinin de bağlı bulundukları kültür kodlarını aktarmalarından olsa gerektir. Şahname, İran efsaneleri ve bu efsanelerdeki yarı gerçek olaylarla bir kültür kodlaması ve kültürel öne çıkarmayı gerçekleştirirken, Kutadgu Bilig’de Yusuf, halde var olanı kurgu üzerinden aktararak hikayeleştirmeye ve okuyucuyu kültürel mirasının büyüklüğüne ikna etmeye çalışmaktadır. Yusuf’un eserinde anlattığı kutlu devlet, kutlu toplum ve kutlu kişi aslında var olmuş, halde var olan ve gelecekte de var olması beklenen olgulardır. Yusuf, hali tahkiye ederek okuyucuya kolay okunası bir metin ve var olan ama devam etmesi gereken bir devlet düzeninin esaslarını miras olarak bırakmıştır. Bu yönüyle Türk bengü taşlarında anlatılan, geçmişte olmuş, hâlde yaşayan ve geleceğe aktarılmak istenen mesajı yeni bir biçimde, yeni girilen ve rekabet de içeren kültür ortamının olanaklarıyla aktarmıştır. 1. Türk Edebiyatının İlk Mesnevîsi Kutadgu Bilig Kutadgu Bilig yüzyıllardan beri gelişen sözlü gelenekten ve bu geleneğin nazım şekillerinden farklı bir nazım şekliyle kaleme alınmıştır. Arap ve İran edebiyatında sıklıkla kullanılan mesnevî nazım şeklinin ortaya çıkışı ve Türk yazı geleneği içine taşınması ile ilgili birtakım görüşler bulunmaktadır. Pamukkale Üniversitesi / Türkiye, e-posta: vnalbant@gmail.com