329 TAM METİN KİTABI 1-3 Şubat 2019 Şanlıurfa https://www.elruha.org/ 4. ULUSLARARASI EL RUHA SOSYAL BİLİMLER KONGRESİ MUSA CARULLAH BİGİYEF'E GÖRE NİHAÎ/EBEDÎ KURTULUŞ Dr. Mustafa AKMAN Kırklareli Üniversitesi Bilindiği üzere 'dinlerin hakikatliği' ve 'nihaî/ebedî kurtuluş' mevzuları günümüzde daha çok 'Dinî Çoğulculuk' genel başlığı altında incelenmektedir. Biz de sonraki bölümde Carullah'ın felsefesine dair ifade edeceğimiz kanaatlerimizi bu bağlamı da dikkate alarak beyan edeceğiz. Bu yazıda olabildiğince Bigiyef'in -özet halinde- konuya dair kendi ifadelerini kullanacağız. - H/81-102 Yazının akışını ve konu bütünlüğünü sağlamak için bazen kendimiz aralara gireceğiz. Bigiyef diyor ki: İnsan ulûhiyetle ilgili inancında çocukluk devresinden olgunluk/hakikat devresine doğru ilerlerken Allah bilir ne kadar ve nasıl inançları geçip gider. İnsanın bu ilerleyişi, çok yavaş seyreden bu geçişleri her halükarda 'dosdoğru yol' üzerinde gerçekleşen, doğru ve sahih bir ilerleyiştir. Bir tek ferdin aklı çocukluk halinden filozofluk olgunluğuna doğru ilerlerken nasıl dosdoğru yol üzerinde bulunursa, tüm insanlığın aklı da çocukluk çağı inancından hakikat inancına, aynı istikamet üzerinde ilerler ve geçer. Bu ilâhî sünneti Kur'ân'ın birçok âyeti de teyid eder -A/348. İnsanlık âleminin medeniyeti nasılsa diyaneti de öyledir. İnsan medenî hallerinde şüphesiz tabii bir seyirle terakki ede gelmiştir. Geçmişte medeniyetin alt seviyelerinde bulunan insanlara, bugün, medeniyetteki gerilikleri yüzünden sövmek yahut onları ayıplamak nasıl doğru değilse, yine geçmişte dinin aşağı mertebelerinde bulunan insanlara sövmek ve onları tekfir etmek de asla uygun değildir -B/259. Ben Kur'ân'ın irşadıyla gerçeği görüp 'Rabbimiz! Sen rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kapladın' 40/7 gibi âyetlerin genel kapsamı içerisine her insanın, her milletin dâhil olduğunu kesinlikle bilirim. En merhametli olan Allah Teâlâ'nın son derece geniş mutlak rahmetinin kapılarını insanların yüzüne kapamamak için 'bütün insanlık âleminin kurtulacağına' hükmederim; benim bu meseledeki inancım budur. Bütün insanlarla güzel bir şekilde geçinmek için elbette ki 'ilâhî rahmetin herkesi kapsadığına', 'kıyamet gününde tüm insanların kurtulacağına' inanmak gerekir. Kendilerinin İslâmiyet'le beş paralık ilişkileri olmayan bu imamlar ve şeyhler diğer insanları tekfir etmekten utanmaz oldular -B/260. 'İlâhî rahmetin tüm insanlığı kapsaması' teorisi, insanlık âleminin istikbâldeki hayatına esas olabilecek en aslî bir hakikat ve İslâmiyet'in ruhuna da en uygun teori olduğundan, öteden beri ilgimi çekmiştir. Benim düşünceme göre 'âlemlerin rabbi tarafından yeryüzünde halife olmak gibi yüce bir sıfatla şereflendirilen insanların ahiretteki ebedî bedbahtlıkları', merhametlilerin en merhametlisi olanın sonsuz rahmetine, mutlak hikmet sahibi Allah'ın sınırsız hikmetine pek de uygun düşmüyordu. Ahiret hayatındaki nihayetsiz zamanlara oranla bir saniye hükmünde olan dünya hayatında tam bir rahat yüzü görmeyen insanoğlunun çoğunluğu, gelecekte ebedî olarak bedbaht olacaksa, merhametlilerin en merhametlisi'nin bu zavallı insanları yaratmaktan maksadı