POSSEIBLE Şünme dergİsİ / journal of thinking sayi/issue: 13 ISSN: 2147-1622 7 Yayın Tarihi / Publication Date: Eylül / September 2018 Bilinemez Olarak Başkası: Levinas, Sartre ve Husserl The Other as Unknowable: Levinas, Sartre and Husserl Bergen Coşkun ÖZÜAYDIN Maltepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü, İstanbul, Türkiye bergenozuaydin@maltepe.edu.tr Öz Aristoteles’e göre bütün insanlar doğaları gereği bilmek ister. İnsanın en temel bilme konularından biri, yine kendisi yani insandır. Ancak insan, kendini bilmek için yola çıktığında kaçınılmaz olarak, bilinemez olanla karşılaşır. Bu bilinemez olan başka insandır. Başka insan, her ne kadar insan olmak bakımından insanın bir benzeri olsa da, onun karşısında asla tam olarak anlaşılamayacak bir varlık olarak durmakta ve onu şaşırtmaktadır. Emmanuel Levinas, Jean-Paul Sartre ve Edmund Husserl de doğaları gereği bilmek isteyen filozoflar olarak, bu bilinemez olanın izini sürmüş ve bu bilinemezliğin nedenlerini düşünmüştür. Bu çalışmada, bu üç filozofun başkasını bilme olanağına dair görüşleri, felsefi antropolojiyle bağlantılı olarak ele alınarak karşılaştırılacak ve böylece başkası denen bu bulmacanın çözümsüz kalışının nedenleri tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Başkası, Levinas, Sartre, Husserl, Felsefi Antropoloji Abstract According to Aristotle, all men desire to know by their nature. One of the most basic knowledge subjects of human is himself/herself, in other words,human. But human, on the way to knowing himself, inevitably, encounters with the unknowable. This unknowable is the other human. The other human, even though he/she is similar to him/her in terms of being a human, stands and surprises him as an entity that can never be fully understood. Emmanuel Levinas, Jean-Paul Sartre and Edmund Husserl, as philosophers who desire to know by their nature, have also traced this unknowable and thought about the reasons of this obscurity. In this study, the opinions of these three philosophers on the possibility of knowing the other, will be compared in connection with the philosophical anthropology and so that the causes of this unsolved puzzle which is called as the other will be discussed. Keywords: The other, Levinas, Sartre, Husserl, Philosophical Anthropology Giriş Delphoi’deki Apollon tapınağının girişinde yazılı bulunan (Kranz, 1995: 25) “Gnothi seauton” (Yunanca: γνῶθι σεαυτόν), (Kendini bil) emrine uyarak yola çıkan her insan, bu emri yerine getirebilmek için, eninde sonunda başka insanlarla karşılaşmak zor unda kalır. Kendini bilmeye çalışan insan, başka insanlarla karşılaştığında, hem karşılaştığı başka insanı hem de bu başka insan üzerinden kendini yeniden bilmeye ve anlamaya çalışacaktır. “Kendini bil” buyruğu, başka insanlara yansıtıldığında, kendini bilme isteğinin yanı sıra başka insanları da bilme isteği ortaya çıkacaktır. Bu kez “Başkasını bil” ile karşı karşıya kalınacaktır. Başkasıyla bu karşılaşma ontolojik düzlemde gerçekleşir. Bir varolan, diğer varolanın karşısında belirir ve bu başka varlık, bedeniyle, yüzüyle, bakışıyla kendini karşısındakine duyurur. ‘Ben’, birtakım fenomenler aracılığıyla bu varoluşun farkına varır. Ontolojik düzlemden epistemolojik düzleme yani bilme düzlemine geçtiğimizde, ontolojik olarak varoluşundan emin olduğumuz başkasını, ne kadar ve nasıl bileceğimiz sorusuna geldiğimizde ise işler o kadar da kolay değildir. Bu aşamada, ontolojik temellere dayalı felsefi antropoloji, insanın temel yapı özelliklerini ortaya koyarak, insan olmanın neleri ifade ettiğine ilişkin temel bilgi vermesi dolayısıyla, bir başlangıç noktası olabilir. Takiyettin Mengüşoğlu Makale Bilgisi Gönderildiği Tarih: 17.04.2018 Kabul Edildiği Tarih: 29.06.2018 Yayınlandığı Tarih: 19.09.2018 Article Info Date submitted: 17th April 2018 Date accepted: 29th June 2018 Date published: 19th September 2018