Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi / The Journal of International Social Research Cilt: 12 Sayı: 64 Haziran 2019 www.sosyalarastirmalar.com Volume: 12 Issue: 64 June 2019 Issn: 1307-9581 Doi Number: http://dx.doi.org/10.17719/jisr.2019.3414 İSLÂM HUKUKUNDA MÜCBİR SEBEP FORCE MAJEURE IN ISLAMIC LAW Mehmet ERGÜN * Öz İslâm hukukunda gasp eylemi hariç; zarar veren kişinin / haksız fiil fâilinin sorumluluğunu ortadan kaldıran nedenlerden biri de mücbir sebeptir (el-kuvvetü’l-kâhira). Kişinin kusurunun olmadığı, önceden öngörülemeyen, kaçınılması ve karşı konulması imkânsız olan mücbir sebeplerle oluşan zararlarda tazmin sorumluluğu yoktur. Mücbir sebep; tabiî âfetlerden kaynaklanabileceği gibi, kaynağı bizzat kişi de olabilir. Bu bağlamda; deprem, sel, şiddetli rüzgâr, kasırga, yangın, toprak kayması, yıldırım düşmesi, don, savaş, darbe ve terör olayları gibi önceden bilinip önlem alınamayan, karşı konulamayan dış etkenlerden doğan zorlayıcı sebepler; fiil ile zarar arasındaki uygun illiyet bağını keser ve sorumluluğu ortadan kaldırır. İşte bu çalışmada İslâm hukuku, Türk pozitif hukuku ve Roma hukuku literatür ve sistematiklerinden yararlanarak İslâm hukukunda sorumluluğu etkileyen veya ortadan kaldıran neden olarak mücbir sebep konusu detaylı bir şekilde incelenecektir. Anahtar Kelimeler: İslâm Hukuku, Kusur, Kusurluluk, İlliyet Bağı, Sorumluluğu Etkileyen veya Kaldıran Sebepler, Mücbir Sebep. Abstract As it is known, except for usurpation in Islamic law, one of the reasons that remove the responsibility of the tort-feasor is the force majeure. There is no obligation to compensate for damages caused by force majeure where there is no fault of the person, which cannot be foreseen and avoided and cannot be opposed. Force majeure may be caused by natural disasters or the source of itself may be human. In this context; earthquake, flood, severe wind, hurricane, fire, landslide, lightning fall, frost, war, coup and terror events such as the emergence of precautionary measures arising from the external factors that are irresistible reasons; interrupts the causal link between the act and the damage and eliminates the responsibility. In this study; the force majeure issue will be examined in detail in terms of the reasons that affects or removes responsibility in Islamic law by using the literature and systematics of Islamic law, Turkish positive law and Roman law. Keywords: Islamic Jurisprudence, Culpa, Culpability, Causal Link, the Reasons which Affect or Remove Liability, Force Majeure. GİRİŞ Bilindiği üzere, borcun/hukukî sorumluluğun oluşabilmesi için sebep ile zararlı sonuç arasında bulunması gereken nedensellik bağı (neden-sonuç ilişkisi) bazı hal ve durumlarda uygun olmayabileceği gibi, kesilmiş, ortadan kalkmış da olabilir. Böylesi durumlar “uygun illiyet bağının yokluğu” veya “illiyet bağının kesilmesi=haylûle” kavramları ile ifade edilir. İlliyet bağını kesen nedenler; mücbir sebep, zarar görenin fiili/kusuru (te‘addî), üçüncü şahsın fiili/kusuru ile umulmayan/beklenilmeyen hallerdir. Bu makalede sebep ile zarar arasındaki illiyet bağını kesen ve tazmin/giderim sorumluluğunu ortadan kaldıran, hukukun önemli konularından biri olan mücbir sebep (el-kuvvetü’l-kâhira/semâvî âfet/force majeure/act of God/höhere gewalt/fors major/vis maior) meselesi incelenmeye çalışılacaktır. Bu araştırmanın amacı, sık aralıklarla gündeme gelen deprem, sel, toprak kayması, yıldırım düşmesi, kasırga, hortum vb. tabiî felâketlerin sorumluluk hukuku bağlamında etkilerinin ortaya konulması olacaktır (Krş. Tandoğan, 2010, 71-88; Karahasan, 1981, 153-167; Deschenaux – Tercier, 1983, iii, 35, 36; Tekinay ‘v.d’., 1988, 725, 726, 1342-1351; Eren, 2017, 581; Altuncî, 1994, 285, 286; Karaman, 1991, II/433-435; Yıldız, 2013, 85-90; Kahveci, 2007, 101 vd.). İlliyet rabıtasının varlığı meselesi; sorumluluk hukukunun hatta hukuk biliminin bütün dalları için aranan önemli bir şarttır. İlliyet bağı aslında; “neden olmak”, “…den dolayı”, “ileri gelmek”, “çünkü”, “sonucu” gibi ifadelerle izah edilebilir. Doktrinde illiyet rabıtasına; ‘alâkatü’s-sebebiyye” (bk. Behnesî, 1988, 41 vd.), “sebebiyet alâkası”, “nedensellik bağı” da denilmektedir (bk. Evren, 2010, 264; Deschenaux – Tercier, 1983, 26). Doğal olarak her sebep tazmin mesuliyeti oluşturmaz. Sorumluluğun oluşabilmesi için zarar ile zararı ortaya çıkaran fiil arasında mantıkî ve uygun bir illiyet bağının bulunması gerekir. Zarar ile zararı doğuran fiil arasında uygun bir illiyet bağının varlığı sorumluluk oluştururken, uygun illiyet bağının yokluğu yahut kesilmesi durumunda herhangi bir mesuliyet oluşmaz (Behnesî, 1988, 49-51; Emîn, ts., 107, 108; Karaman, 1991, II/490 vd.; * Dr., Uzman Vâiz, Kdz. Ereğli, mehmetergun61@hotmail.com