167 8. GENÇLİK POLİTİKALARINDA GÜÇLENDİRME, KATILIM VE KALKINMA SÖYLEMLERİ Fahri Çakı Giriş Sanayi devrimiyle birlikte çocukluk ve gençliğin aile haricinde devletin de ilgi alanına girdiği ve yasal düzenlemelere ve özel politikalara konu olduğu bilinmektedir. Nitekim İngiltere’nin bu alanda öncü bir rol oynadığı, zamanla tüm Batı Avrupa ül- kelerinde ve dünyanın geri kalan kısmında benzer eğilimlerin ortaya çıktığı görülür. Gençlik, aslında biyolojik bir olgudan ziyade sosyal ve kültürel bir olgu olmasına rağ- men, birçok ülkede bir yaş grubu olarak görülür. Gençlik ile ilgili mevcut siyasi tanım- lamalar 15-25 yaş grubunu veya bazı durumlarda 14-30 yaş gruplarını kapsar. Bazı sosyologlar gençliğin bu geniş yaş aralığını “ergenlik”, “ergenlik sonrası” ve “genç yetişkinlik” olarak ayırırlar (Bendit, 2006: 55). Gençlikle ilgili algıların ve politikaların tarihsel ve toplumsal koşullar ve ihtiyaç- lar çerçevesinde nasıl evrildiği literatürde geniş bir şekilde yer alır. Özetle; birbirleriyle karşıtlık içinde olmasalar bile gençlik bir “yaş grubu”, “geçiş dönemi”, “sosyalleşme dönemi”, “sosyal statü elde etme için çabalama dönemi”, veya bir “içsel değer döne- mi” olarak görülür. Gençliği bir yaş, geçiş ya da sosyalleşme dönemi olarak gören politikalar genellikle gençliği problem kaynağı bir grup olarak ele alır ve gençlerin yetişkinliğe başarılı bir geçiş sağlamasını uman uygulamalara başvurur. Dolayısıyla bu anlayış, bir yandan gençlerin gençlik yıllarını sorunsuz ve hoş bir dönem olarak atlatmalarını ve gelecek için sorumlu yetişkinlere dönüştürmeyi amaçlar, diğer yandan ise daha çok önleyici müdahale stratejileri izler. Öte yandan, gençliği bir “sosyal statü edinme çabası” ya da “içsel değer dönemi” olarak gören yaklaşım, gençliği kendine özgü durumları, çıkarları, talepleri olan bir sosyal kategori olarak ve genç olmaktan dolayı sahip olunan bilgiler, beceriler ve deneyimlerin toplum lehine kullanılabileceği bir kaynak olarak değerlendirir. Dolayısıyla bu yaklaşım tarzı, gençlerin bu potansi-